yilmazgun.JPG (12614 bytes)

Yılmaz Güney
Türk sinemasının Çirkin Kral'ı


    Dünyaya göre bir hayli geç açılan Türk sineması, yolculuğuna n’ayırlı, n’olamazlı filmlerle başlar. Tüm karakterlerin dublajının, artık ezberlenmiş bir iki sesçe yapıldığı, zengin kız- fakir erkek aşkı misali klişeleşmiş konulu, teknik açıdan ise oldukça geri bir düzeyde olan bir Türk sineması vardır bu yıllarda. Bu makus talihi değiştirmek görevi ise, Türk sinemasındaki atılımın simgesi Yılmaz Güney’e düşecektir.
    Yılmaz Güney 1937 yılında Adana’da yoksul bir kürt ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Asıl adı Yılmaz Hamitoğlu Pütün olan Güney, yedi yaşına kadar mutlu bir çocukluk geçirir. Bu tarihten sonra babasının ikinci karısını almasıyla bu mutluluğa gölge düşmeye başladıysa da, Güney, ilerde bu yılları sanatçılığını borçlu olduğu yıllar olarak anacaktır. Anasının söylediği Kürtçe şarkılar ve masallar ile babasının çaldığı saz onu derinden etkilemiştir bu yıllarda. İlkokulu iki ayrı yerde okuyan Güney, ortaokul ve lise yıllarında, gazete ve gazoz satıcılığı, pamuk işçiliği, ırgatlara suculuk, arabacılık, çıraklık gibi bir sürü işe girip çıkarak harçlığını çıkarır. Bu işler ona aynı zamanda engin bir hayat tecrübesi kazandırır. Yıllar sonra çocukluğuna ilişkin şunları söyleyecektir Güney: “Sınıfsal farklılığın ne olduğunu ilk, zengin çocuklarıyla oynarken fark etmiştim. Annem, yazın babam la birlikte tarlalarda ırgatlık eder, kışınsa hizmetçilik yapardı. Bazen çalıştığı evlerden yemek artıkları getirirdi. Lezzetli şeylerdi bunlar. Ama bir süre sonra bunların artık yemekler olduğunu anladık. Bu yemekleri her yiyişimizde alçaldığımızı, aşağılandığımızı duyumsardık.” Hayatına yön verecek olan sinemayla ilk tanışıklığı ise, on dört yaşındayken, film dağıtım şirketlerinde çalışmasıyla başlar. Her köşe başında bir yazlık sinemanın olduğu Adana’nın 50’li yılarında, mahallenin tüm çocukları gibi o da, hurda bisikletinde paslı film kutuları taşıyarak çıkagelen ‘esmer, ince adamı’ bekler. İkinci eşi Nebahat Çehre O yılların Yılmaz’ını şöyle anlatıyor: İzlediği filmlerden sonra notlar tuttuğunu anlatırdı. ‘Ayhan Işık’ın şu filminde seyirci şu sahnelerde alkışladı’ gibi.” Sosyalizmle tanışması ise on yedi yaşında Nazım Hikmet’in bir şiiriyle olur: “O an içime düşen ateşin adını ve hangi sınıfın adamı olduğumu öğrendim. Köylüydüm ben...ve kurtuluşum ancak sınıfımın kurtuluşuyla mümkündü.” Sinema tutkusu, dünya görüşüyle de pekişince, Güney’i iyiden iyiye bir okuma, öğrenme tutkusu sarar. Dünya klasiklerinin o zamana kadar çevrilmiş olanlarının tümünü okur. Edebiyata olan ilgisi zamanla, onu çeşitli edebiyat dergilerine öykü ve şiirlerini göndermeye sevkeder. Muhalif sanat yapmanın bedeliyle ise ilk olarak, 1956’da yazdığı “Üç Bilinmiyenli Eşitsizlik Sistemleri” adlı hikayesinden dolayı hapse girmesiyle tanışır. Aynı yıl Güney, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girse de, çalışıp ailesini geçindirmek zorunda oluşu, fakülteye sadece iki ay gidebilmesine olanak tanır. Birkaç yıl seyyar sinema şirketi Dar Film’de çalışır, film gösterindeki şirket payını toplamak içinse doğu ve güneydoğudaki birçok ili gezme olanağı bulur. 1961 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Güney, tutuklanınca birkez daha öğrenimine ara vermek zorunda kalır ve kendi deyişiyle o tarihten sonraki öğrenimini “hayat üniversitesinde” tamamlar. Onat Kutlar, Yaşar Kemal, Tuncel Kurtiz gibi pek çok isimle kalıcı dostlukların temellerinin atıldığı İstanbul’daki bu yıllarda Güney’in sinemadaki ilk deneyimleri çeşitli filmlerde küçük roller alarak, zamanla yönetmen yardımcılığı, senaristlik yaparak oluşur. Kısa sürede ‘yiğit’, ‘harbi delikanlı’ rolleriyle, Türk sinemasında ilk kez İstanbul dışındaki seyircinin kendinden birşeyler bulduğu bir karakter çizen Güney ‘Çirkin Kral’ lakabıyla halkın sevgilisi haline gelir. 70’li yıllarla birlikte, Güney’in toplumsal gerçekçi film serüveni başlamıştır. önce “Umut”, “Arkadaş”, “Sürü”, “Yol”, “Duvar” derken, Türk sinemasında ilk kez, Anadolu gerçeğini ele alıp, yurt sorunlarına politik bir pencereden bakan bir sinemacı olarak ayrı bir yer edinen Güney, 12 Eylül koşullarında Fransa’ya iltici etmek zorunda kalır. 1982 yılında Cannes film festivali’nde Yol filmiyle altın palmiye ödülünü kazanıp Türk sinemasının sesini tüm dünyaya duyurur. 47 yaşında, hayatının 12 senesi hapislerde geçmiş devrimci bir sinemacı olarak ölür.
    Yılmaz Güney bugün bile aşılamamış bir sinema adamı olarak Türk sinemasına kendi benliğini kazandırmış, ona buna özenmeden önce bu topraklarda keşfedilecek çok şey olduğunu göstermiştir.

Yılmaz Güney 1939'da Adana'nın Yenice köyünde doğdu. Ankara'da Hukuk Fakültesi'nde daha sonrada bir süre İstanbul'da İktisat Fakültesi'nde okudu. Sinemaya geçişi pursantaj memurluğu sayesinde olur.

Adana"da And Film ve Kemal Film işletmelerinde çalışarak Doruk ve Güney dergilerini yayımlar. 1956'da İstanbul'a geçtiğinde Dar Film'de Atıf Yılmaz ile tanışır.

Güney'in sinemadaki ilk çalışmaları iç içe bir şekilde üç ayrı kolda gerçekleşmiştir; oyuncu, senaryo yazarı ve yönetmen yardımcılığı.

Atıf Yılmaz'ın Bu vatanın çocukları (1958) adlı filmde başrol oynadı ve senaryoya katkıda bulundu. Karacaoğlan'ınkara Sevdası(1959) adlı filmde de Yaşar Kemal, Atıf Yılmaz ve Halit Refiğ ile senaryoya katılarak Refiğ ile Atıf Yılmaz'ın yönetmen yardımcılığını yaptı. Bu şekilde Güney bir müddet daha Atıf Yılmaz'ın yanında çalışmaya devam etti.

Güney 1961'de 1956'da yazdığı bir öykü yüzünden hapse girdi ve bir buçuk yıl içerde kaldı. Güney hapisten çıktıktan sonra A. Yılmaz'ın yanına döner ve Yılmaz'ın Tatlı bela(1962)'sında küçük bir rol alır. Bir yıl sonra bir film dizisinin ilki sayılabilecek Ferit Ceylan'ın İkisi de cesurdu(1963)'da senaryoyu Ceylan'la birlikte yazar ve başrolü oynar. Güney'e "Çirkin Kral" adını verecek film macerası böylece başlar. Dar bütçeli küçük yapımevleri tarafından gerçekleştirilen, acemi yönetmenlerce yönetilen bu filmlerde Yılmaz oyunculukla yetinmemiş bazılarının öyküsünü bazılarının senaryosunu yazmış yada senaryoya katkıda bulunmuştur.

1964'de Güney 10 kadar filmde oynadı. Bu dönemde rol aldığı bazı filmler şöyledir:
 


 

O yıllarda Güney oyuncu ve oyunculuğun tanımı için şöyle düşünüyordu: "Oyuncu insanın evrensel niteliklerini durmadan yenileyen, onu türlü biçimlerde hayatına ortak eden yüce kişidir. Oyuncuya gösterilen saygı, insanın kendi benliğine duyduğu saygıdır aslında. Ama bu yaratıcı kaynakları iç tepkileri coşturan, yeni yeni imkanları esinleyen bir etkendir çoğu zaman. Halkın beğenmesi, oyuncuyu daha iyiye zorunlu kılar, kimide eskitir, şımartır. Gerçek oyuncu verdiğini değil vereceğini düşünen, bunun içinde yaptığı her şeyi deneme sayan kendini aşan kutsal kişidir." (Oyunculuk üzerine bir deneme, Sinema 65 Sayı 1, Ocak 1965)

Güney etkinliğini artırır ve 1965'te Türk sinemasının popüler bir yıldızı olarak 21 filmde rol alır. Bu 21 filmde oluşmakta olan oyuncu karakterinin, kişisel tutkularının ipuçlarını vermiş, büyük yapımevleri dışında gelişen bir sinema anlayışının örneklerini vermiştir. Dördünün senaryolarını yazdığı bu filmlerden bazıları şunlardır;
 


Bu filmlerin hepsinde senaryoyu ister kendisi yazsın ister başkası yazsın belirli şemalar tekrarlanmıştır. Bu şemaların tekrarıyla bir yönteme bir kalıba ulaşılmıştır. Çizgi genel olarak bir kaç temel konuya bağlıdır: Ezilenin başkaldırması, şiddetten doğan arınma, silaha sarılma zorunluluğu, çoğunluğa karşı tek kişinin verdiği mücadele, vb.

Güney'in 1966'da bir yılda çevirdiği film sayısı 14'e düşmüştür, ama çirkin krallığını bir filmle de ilan eden (Çirkin Kral / Yılmaz Atadeniz) Güney çizgisini değiştirmeden hem senaryo yazarlığına ağırlık vermiş hem de öyküsünü yazdığı, Lütfü Akad'ın Hudutların Kanunu ile furya sinemasından ayrılmaya başlamıştır.

Güney'in ortaya çıkmasında yardımcı olduğu ve bir şekilde katıldığı bu furya piyasanın zorlamaları bir yana, bilinçlidir. Güney halkın tutkularını, özentilerini, bilinçaltını dile getiren biridir. Bir intikam simgesi olmuştur.

Güney Çirkin Kral dönemi filmleri için şöyle demektedir: "... o günün eğilimleri ne ise aşağı yukarı onların sınırları içinde kalıp çalışmayı seçiyordum. Mesela sinemaya getirdiğimiz şeylerden bazıları şunlardır: Kavga, dövüş, avantür, kabadayılık vb. Fakat bunlar bile birtakım insanların elinde farklı bir biçimde yozlaştırılarak kullanıldı. Bizim ise bunları getirip koyuşumuz, içinde gerçeklere çok yakın unsurlar taşıyordu. Hayattan gelen birtakım şeyler vardı, özellikle oyun biçimi, kıyafet, tavır, davranış. Bütün bunlar halkla bağlar kuruyordu. Mesela ben, oyuncu olarak, halkın giyiminden davranışlarından farklı olmamaya çalışıyordum" (Yılmaz Güney ile Konuşma, Yedinci Sanat, Sayı 19, Ekim-Kasım 1974)

Elbette Türk sinemasına kavgayı, dövüşü Güney getirmemiştir ancak, var olan bir geleneği değerlendirerek, giderek seyirciye yakınlaştırarak, daha inandırıcı daha halktan olmaya çalışmıştır.

1967/1968 yıllarında yapımcı-yönetmen-senaryo yazarı olarak imzasını atacağı Seyyit Han/Toprağın Gelini'ne (1968) kadar Güney Çirkin Kral filmleriyle "yönetmen" filmlerini birlikte götürür.

At Hırsızı Banu (Remzi Jöntürk1967 ), Bana Kurşun İşlemez (Alaettin Pervenoğlu1967), Çirkin Kral Affetmez (Yılmaz Atadeniz 1967), Azrail Benim (Yücel Uçanoğlu 1967), Kargacı Halil (Yavuz Yalınkılıç 1968) ve Pire Nuri'nin (Şeref Gedik 1968) konu yada senaryolarını yazdıktan sonra ilk yönetmenlik deneyini Benim Adım Kerim(1967) ve Şerif Gedik ile çektiği Pire Nuri'de yapar.

Yapımcı-yönetmen-senaryo yazarı-oyuncu Yılmaz Güney'in ilk çıkışı Seyyit Han/Toprağın Gelini (1968) ile olmuştur. Bir geçiş filmi özelliği taşıyan Seyyit Han, 1969 Adana Altın Koza Film Şenliği'nde en iyi 3. Film, en iyi görüntü (Gani Turanlı), en iyi müzik (Nedim Otyam) ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini almıştır.

Tipik bir Çirkin Kral filmi gibi başlayan Seyyit Han sonradan şiirsel, folklorik bir aşk öyküsüne, giderek bir masala dönüşür, kanlı, dehşet verici bir şekilde de sonuçlanır. Bir biçim denemesi olan film Güney'in Umut dahil olmak üzere başka çalışmalarında da beliren fantastik yada folklorik gerçeküstücülük öğelerini içerir.

Seyyit Han'ın ilginç ve değişik yönlerine karşın Yılmaz Güney, sonraki filmlerinde, gerek senaryo yazarı gerekse oyuncu kimliğinde eski çizgisini sürdürmüştür.

Güney 1969'da birkaç filmde hem oyuncu hem de senaryo yazarı olarak görev alır ayrıca Güney Film hesabına Aç Kurtlar ve Bir Çirkin Adam adlı, senaryolarını da yazdığı iki film yönetir. Bir Çirkin Adam önce müstehcen olduğu gerekçesiyle sansür tarafından reddedilse de daha sonra gösterime girmiştir.

1970 yılına gelindiğinde Güney ilk gerçek sinema sınavını Umut ile vermektedir. Umut birçok yönleriyle bir öz yaşam öyküsü niteliği taşımakla birlikte, gerek taşıdığı mesaj, gerekse anlatımı açısından kuru gerçekçi kalıbını aşmaktadır. Güney'in bu ilk olay filmi için gerçekçi, yeni-gerçekçi, yeni-gerçekçiliğin uzantısı, şiirsel-gerçekçi tanımları kullanıldı. Fakat bu formlardan hiçbiri Umut'u açıklamaya yetmez; çünkü bu film Güney'in ilk gerçek "arayış" filmidir. Umut ile başlayan bu arayış Güney'i daha doğal, daha nesnel ve gözlemci olmaya ittiği gibi Türk sinemasında daha önce ender kullanılan belgeci ayrıntılara, plastik malzemeye ve çevre/insan ilişkilerinin düzenlenmesine de yol açmıştır.

1970 yılının Eylül ayında Film Kontrol Komisyonu'na sunulan, yasaklanarak ancak bir ay sonra Danıştay kararı ile gösterime sunulan Umut, Adana Altın Koza Film Yarışması'nda en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu ve en iyi görüntü(Kaya Ererez) ödüllerini kazandı. Bir yıl sonra Cannes'da gösterildi ve Grenoble Film Şenliği'nde seçiciler kurulunun özel ödülünü aldı.

Umut olayı bir yana Güney 1970 yılında Çirkin Kral çizgisini takip etmeye devam etmiştir bu yılda bu türde bir çok filmde oynamış ve senaryo yazmıştır.

1971 yılı Güney için çok önemli bir yıldır. Bu yıl Güney, yönetmen-senaryo yazarı-oyuncu olarak Kaçaklar adlı filmi, yapımcı-yönetmen(Şerif Gönen ile), senaryo yazarı ve oyuncu olarak Vurguncular adlı filmi, yine yönetmen-senaryo yazarı-oyuncu olarak Yarın Son Gündür, Umutsuzlar, Acı ve Baba'yı imzalar. Ağıt adlı filmi ise kendi hesabına çeker.

Yılmaz Güney'in sinemasını şekillendiren filmler zaman zaman didaktizme (Yarın Son Gündür'de bir çeşit öğretmen gibi, Nizam-ı Cedid nedir?, Duyunu umumiye nedir?, Sekban-I Cedid nedir? Şeklinde), zaman zaman karikatüre kaçan, simgelere önem veren, denetim yasaklarını bu şekilde geçmeye çalışan filmlerden çok Umutsuzlar, Acı, Ağıt ve Baba'dır.

Umutsuzlara her ne kadar Fransız tarzında bir film denilmişse de, film Güney'in duygusallığını ve iç yaşamını açıklayan anahtar bir yapıt sayılabilir. Ünlü gangster ile kolej öğrencisi dansçı kızın aşk öyküsü, aşk, kadın-erkek ilişkisi (fakat bir hayli inceltilmiş şekli ile), silah tutkusu, Çirkin Kral döneminin idealizasyonu, çete esprisi gibi motiflerden oluşur.

Acı'nın temelinde bir miktar İtalyan westerni kokar. Ancak Güney'in bu temeli öykünün geçtiği yerin içine iyice yerleştirmesiyle film, bir bütün olarak, yerel özelliklerinden hiçbir şey kaybetmeksizin, bir hesaplaşmanın, şiddetten doğan, acıdan doğan arınmanın çarpıcı bir örneğini teşkil eder.

Acı, 1971 Adana Altın Koza Film Şenliğinde en iyi 2. Film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu( Fatma Girik ), en iyi senaryo, en iyi müzik( Metin Bükey ), ve en iyi stüdyo ödüllerini aldı.

Güney'in Umut sonrası sinemasında Acı, 15 yıl hapiste yattıktan sonra bilinçlenen Ali, Ali ile Zehra arasındaki aşk, acımasız Hamza Ağa ve atraksiyonlu son bölümüyle Atilla Dorsay'ın deyimiyle bir çeşit "Türk usulü western" havasına bürünür.

Ağıt'ta ise Yılmaz Güney'in görsel niteliklere, çevreyi oluşturan ayrıntılara, nesnelere yaklaşımıyla folklorik malzemeyi kullanışı en açık şekilde görülür. Güney'in zaman zaman emprovize sinemaya kaçması nedeniyle film bütünlükten yoksun sayılabilir ama yinelenen umutsuz aşk öyküsünün yanı sıra, kaçakçıların dünyası ve şiddetin kaçınılmazlığı bir kez daha öne çıkıyordu Ağıt'la.

1971'de Ağıt 3. Adana Film Şenliği'nde en başarılı film, yönetmen, senaryo ve görüntü( Gani Turanlı ) ödüllerini kazandı.

Senaryosu Bekir Yıldız'ın romanından alınan Baba melodramatik kuruluşuyla senaryosunu Güney'in yazdığı Kasımpaşalı Recep'i(1965) andırır. Filmde Güney'de sık sık rastlanan aşırı duygusallığın ötesinde Baba, olgunlaşmakta olan bir sinema adamının ayrıntıya, yaşamın ve çevrenin önemsiz gibi görünen alışılmış şeylere verdiği önemi ve bu yoldan tutturmak ve yansıtmak istediği gerçek duygusunu, ek bir malzeme olarak belirtmektedir.

1972'de Güney, Ertem Göreç'in yönettiği Sahtekar'da oynadı ve Zavallılar adlı filmi çekmeye başladı. Yılmaz Güney 27 Mart günü sıkıyönetim tarafından tutuklandı.

20 Mayıs 1974'te özgürlüğe kavuşan Yılmaz büyük yankılar yaratan Arkadaş filmini gerçekleştirir. Bu defa, kurduğu ve beslediği mitosun ötesinde, bir kent filmiyle kent soylu alışkanlıkların içinde şematik bir şekilde de olsa hesaplaşmayı deniyor, en azından siyasi amaçlarını daha somut bir tarzda ortaya koyuyordu. 1975'te 12. Antalya Film Şenliği'nde en iyi 2. Film ve en iyi müzik( Şanar Yurdatapan, Atilla Özdemiroğlu ) ödüllerini kazanan Arkadaş, toplumcu Azem ile tipik, hatta kalıplaşmış kentsoylu Cemil arasındaki çatışmalı "arkadaş"lık, Azem ile genç Melike'nin duygusal bağlantısı, Azem ve Halil arasındaki usta-çırak ilişkisi ve bunların aracılığıyla Güney'in anlatmak, vurgulamak istedikleriyle sanki yeni bir dönemim ilk filmidir.

Selim İleri'nin değerlendirmesiyle:"Arkadaş'ta Yılmaz Güney'in iki ayrı sanat anlayışını yan yana görebiliriz. A) kaba gerçekçilik (Semra Özdamar'ın konuşmaları, Yılmaz Güney'in Cemil'e söylediği bazı sözler, Melike'nin aşırı arınmışlığı), B)gerçekçilik duygusuna dürüst yaklaşım (Melike'nin Azem'e bağlılığı, Azem'in bir türlü Cemil'den vazgeçememesi vb.).Ancak Yılmaz Güney, ürününde gerçekçilik duygusunu öne alıyor. Yapıtın çatısı bu anlayışın üstüne kurulmuş. Rahatlıkla söyleyebiliriz Arkadaş bu tutumuyla sinemamızın en dürüst çalışmalarından biridir." (Selim İleri, "Arkadaş filminde gerçekçilik duygusu" Cumhuriyet sinema eki, 1974)

Yılmaz Güney ise yapıtı hakkında şöyle konuşmaktadır: "Bazı arkadaşlıklar vardır, anılara dayanır. Beraber olmaktan gelen arkadaşlıklardır. Bazı arkadaşlıklar vardır fikri temellere dayanır. Bu iki arkadaşın arkadaşlığı, başlangıçta belki birbirlerine yakın fikir ilişkilerini içinde taşıyor ise de, bunların ayrı kalmalarından, ayrı şartlar içinde oluşmasından dolayı, dünya görüşlerinde belli bir farklılık oluyor. Buna rağmen, bunlar bir araya geldiklerinde, kendilerini iki eski arkadaş olarak görüyor, fakat bir düre sonra anlıyorlar ki bunlar eski arkadaş değiller. Burada bir değişim söz konusudur. Bu arkadaşlık çöker, kaybolurken, yeni bir arkadaşlık doğuyorÉ" (Yılmaz Güney ARKADAŞ'I anlatıyor, Yedinci Sanat, sayı 18, Eylül 1974)

13 Eylül 1974'te Güney bir cinayet suçuyla tekrar tutuklanır.1981'de cezaevinden firar ederek önce İsviçre'ye sonra da Fransa'ya sığınır.1983'te Türk vatandaşlığından çıkartılan Güney'in senaryosunu yazdığı, Şerif Gönen'in yönettiği Yol filmi 1982 Cannes Film Şenliğinde Costa Gavras'ın Kayıp/Missing filmi ile Altın Palmiye ödülünü paylaştı bir yıl sonra da Fransız eleştirmenlerin ödülünü kazandı.

Yılmaz Güney film ile ilgili şunları söylemektedir : " Rüzgarlar, kuşlar ve çiçekler gibi üzüntünün çeşitli gölgeleri, çeşitli yüzleri vardır. Bu filmde bazı arkadaşlar vasıtasıyla üzüntüyü aşkı ve pişmanlığı, bazı zamanlar belli kişiler bunları anlaşılmaz, olağanüstü bulsalar dahi izaha çalıştım. Durum şudur ki insanlar yaşamaya devam ettikçe üzüntü, aşk ve pişmanlıkta çeşitli formlarıyla yaşamaya devam edecektir. Çünkü insan farkında olsa yada olmasa da aşk ve üzüntüyü beraber taşıyan yegane varlıktır." (Milliyet 26. 9. 1983 )Güney bu sözlerinden de anlaşılacağı gibi insanın evrensel duygularını kaynak alıyordu.

Yılmaz Güney son olarak Duvar (1984) filmini Fransa'da çektikten sonra 9 Eylül 1984'te Paris'te öldü.

YILMAZ GÜNEY'İN ÖDÜLLERİ

1967 4. Antalya Film Festivali'nde Hudutların 
Kanunu'yla En Başarılı Oyuncu 
1969 1. Adana Film Şenliği'nde Seyyit Han En  
Başarılı 3. film ve Yılmaz Güney En Başarılı Oyuncu 
1969 Sinema Yazarları'nın seçiminde Seyyit Han,  
Kızılırmak-Karakoyun'la (Lütfi Akad) birlikte En İyi Film 
1970 7. Antalya Film Festivali'nde Bir Çirkin Adam En İyi  
Film ve Güney En Başarılı Oyuncu 
1970 2. Adana Film Şenliği'nde Umut En İyi Film, Yılmaz  
Güney En İyi Oyuncu 
1970 Grenoble Film Şenliği'nde Umut'a Juri Özel Ödülü 
1971 3. Adana Film Şenliği'nde Ağıt En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen. Acı En İyi 2. Film ve Yılmaz Güney En İyi Oyuncu. Umutsuzlar En İyi 3. Film. 
1972 4. Adana Film Şenliği'nde Baba En İyi Film, Yılmaz Güney  En İyi Oyuncu seçilip sonuçlar kamuoyuna duyurulduktan  sonra ödüller geri alınıp, sonuçlar değiştirildi. 
1975 12. Antalya Film Festivali'nde Arkadaş En İyi 2. Film. 
1975 Sinematek Derneği'nin seçiminde Arkadaş En İyi Film. 1975 Arkadaş, 4. Yarımca Sanat Festivali'nde En İyi Film. 
1979 Siyad-Sinema Yazarları Derneği'nin seçiminde Sürü,  
En İyi Senaryo. 
1980 Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde Düşman'la Jüri Özel Ödülü ve En İyi Senaryo

HAKKINDA NE DEDİLER

YAKIN BİR DOSTU - YOKSULLARIN GURURU
Yılmaz Güney'in farkına vardığımda henüz 18 yaşındaydım. Henüz "çirkin kral" değildi. Senaryo yazmıyor, film yönetmiyordu... "Yılmaz Güney sineması" diye birşeyden de söz eden yoktu. 
TV'nin bilinmediği 1960'larda açık hava sinemaları hala yaz Ankara'sının gözde eğlence mekanları arasındaydı. 
Buralarda gösterilecek filmler her semtin toplumsal beğenisine göre seçilirdi. Kentin merkezindeki orta sınıf semtlerinde daha çok "yabancı", çevresindeki nispeten daha yoksul semtlerde daha çok "yerli" film gösterilirdi. 
O yaz, Bahçelievler'deki açık hava sinemasına "Hudutların Kanunu"nun afişleri asıldı. Annelerin "git bak bakalım bu hafta ne var", diye sinemanın önüne yolladığı memur çocukları, "yerli film koymuşlar" diye hayıflanarak evlerine dönerlerken, "kapıcı çocukları" çoktan sinema önüne birikmeye başlamışlardı. 
İki çocuğun konuşması kulağıma çalındı önce: "Bu gece Yılmaz'a gidek mi la?.." 
"Gidek la!.." 
O zamanlar, filmler yerli  olsun yabancı olsun bugünün "festival kültürü"nde söylendiği gibi yönetmenlerinin değil, yıldızlarının adıyla anılırdı: "Gölbaşı'nda Elizabeth Taylor'un filmi oynuyormuş, "Cebeci'ye Ayhan Işık'ın filmi gelmiş", "Filiz Akın'ın filmi iyi diyorlar!" vb. 
Bir filmden "Yılmaz'a gidek la" diye söz edildiğini ilk kez işitiyordum. Dönüp baktığımda o iki kapıcı çocuğunun gözlerinde gördüğüm o tuhaf pırıltıyı hala unutmadım: Gurur, kin, tutku ve meydan okumanın birbirine karıştığı iki çift ışık... 
O akşam o ışığın peşine takılarak hem Yılmaz Güney'i ve Lütfi Akad'ı, hem de memur semtlerinin Yılmaz Güney imajıyla çoktan senli benli olmuş "ezilen sınıfı"nı keşfettim. 
 

METİN ÜSTÜNDAĞ - YILMAS GÜNEY ÇOCUKLUĞUMUZDU

  * Yılmas Güney, kendisini bir imaj bir ürün olarak ortaya süren ve kendi efsanesini bir koza gibi ören belki de tek mit'imiz. 
* Film-hayat'lar sürüp, hayat-filmler çekmiştir. Güney teoriden çok güdü ve sezileriyle üreten bir sanatçıdır. İnsan, hayat ve sanat sarrafıdır. 
* Film isimleri kendi trajedisini de kendi içinde barındırır. "Umut", "Acı", "Endişe", "Yol", "Sürü", "Ağıt"... Yılmas Güney türükleri yıllarca ve hala Yeşilçam filmlerini beslemektedir. 
* Batı türü mit, efsane, mania anlamında ilk mit'imizdir. Yılmas Güney belleksiz bir toplumun mitidir. 
* Her sanatçı biraz katildir... O da katildir. 
* Yılmas Güney'e burjva aydın ahlakı hep özürlüymüş gibi bakmıştır. Onu takdir etmiş ve fakat hiç anlamamıştır. 
* Halk'la aydınlar arasında kurulan organik bir "ve" bağlacıdır. Yılmas Güney hayatında ve filmlerinde taşra kökenli bir sanatçı olmanın tüm kökenlerini, belirtilerini bulmak mümkündür. Yılmas Güney hem medya simsarları hem de doğulu sanatçı olma üzerine kafa yoran herkes için bitmez tükenmez, çelişkilerle dolu, canlı bir ders kitabıdır. 
* Solculuk tipolojimizin konu mankenidir. Kısa ve az favorili saçlar, düz küt bıyıklar, mavisi makbul olmak üzere üstten iki düğmesi açık mavi gömlek -kollar sıvalı-, kemer ve ütülü pantolon ve siyah boyalı ayakkabı. Bugün sosyal demokratların üniforması olmuştur bu dediklerim. Ve tabii jargonu da çok etkilemiştir. "Azem Bey yok arkadaş" cümlesi ileride "Arkadaşım"la başlayan bir jargonun oluşmasına ön ayak olmuştur. 
* Onun filmlerinde, ilk filmlerinde bile, Muzaffer Tema dışında tema'lar olmuştur. 
* Edebi zenginlikleri bol filmler çevirmiştir. Sinemamızın tartışmasız en iyi diyolog yazarıdır. Bazen grotesk, bazen ironik ve bazen çok acılı bir mizahla bezemiştir filmlerini. Dilden, özellikle sokak dilinden anlıyorsanız tadına doyulmaz güzellikler bulacaksınız. Filmleri belleksiz bir topluma, belgesel hüzüntüler taşıyan birer şirket-i hayriye vapuru olarak da kalabilir. 
 

 

BÜTÜN FİLMLERİ İLE YILMAZ GÜNEY

NO

FİLM İSİMLERİ

YÖNETMEN

SENARYO

BAŞROL

KADIN

TARİH

RENK

1

BU VATANIN ÇOCUKLARI

ATIF YILMAZ

ATIF YILMAZ /YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NURHAN NUR

1958

SB

2

ALAGEYİK

ATIF YILMAZ

ATIF YILMAZ /YILMAZ GÜNEY /HALİT REFİK

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1958

SB

3

TÜTÜN ZAMANI

ORHAN ARIBURNU

ORHAN ARIBURNU

YILMAZ GÜNEY

CAVİDAN DORA

1959

SB

4

İKİSİDE CESURDU

FERİT CEYLAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

SEMRA SAR

1963

SB

5

PRANGASIZ MAHKUMLAR

ORHAN ARIBURNU

YILMAZ GÜNEY/ARIBURNU

YILMAZ GÜNEY

FİLİZ AKIN

1964

SB

6

ON KORKUSUZ ADAM

TUNÇ BAŞARAN

RECEP EKİCİGİL

YILMAZ GÜNEY

SEVDA FERDAĞ

1964

SB

7

ZIMBA GİBİ DELİKANLI

REMZİ JÖNTÜRK

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER AYDAN

1964

SB

8

MOR DEFTER

NURİ ERGÜN

EROL AKSOY

YILMAZ GÜNEY

EVRİM FER

1964

SB

9

HALİMEDEN MEKTUP VAR

SÜHA DOĞAN

SÜHA DOĞAN

YILMAZ GÜNEY

SEVDA FERDAĞ

1964

SB

10

KAMALI ZEYBEK

NURİ AKINCI

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1964

SB

11

KARA ŞAHİN

NURİ AKINCI

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

SEMRA SAR

1964

SB

12

KOÇERO

ÜMİT UTKU

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

MUHTEREM NUR

1964

SB

13

KOCAOĞLAN

ZİYA DEMİREL

ZİYA DEMİREL/ORHAN ASENA

YILMAZ GÜNEY

EVRİM FER

1964

SB

14

HER GÜN ÖLMEKTENSE

FERİT CEYLAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1964

SB

15

KANLI BUĞDAY

FERİT CEYLAN

İLHAN ENGİN

YILMAZ GÜNEY

NURLAN SAN

1965

SB

16

BEYAZ ATLI ADAM

REMZİ JÖNTÜRK

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

TÜLİN ELGİN

1965

SB

17

KASIMPAŞALI

NURİ AKINCI

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

TİJEN PAR

1965

SB

18

KASIMPAŞALI RECEP

NURİ AKINCI

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

SELMA GÜNERİ

1965

SB

19

KONYAKÇI

TUNÇ BAŞARAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NERİMAN KÖKSAL

1965

SB

20

TORPİDO YILMAZ

CEVAT OKÇUGİL

TEMEL TEZOL

YILMAZ GÜNEY

TÜLİN ELGİN

1965

SB

21

YARALI KARTAL

TARIK DURSUN

İLHAN ELGİN/SAFA ÖNAL/TARIK DURSUN

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1965

SB

22

GÖNÜL KUŞU

HAYRİ GÜLHAN

SAFA ÖNAL

YILMAZ GÜNEY

YILDIZ TEZCAN

1965

SB

23

TEHLİKELİ ADAM

HASAN KAZANKAYA

BİLGE OLGAÇ

YILMAZ GÜNEY

SELMA GÜNERİ

1965

SB

24

ÜÇÜNÜZÜDE MIHLARIM

BİLGE OLGAÇ

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1965

SB

25

KRALLAR KRALI

BİLGE OLGAÇ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

GÜLSÜN KAMU

1965

SB

26

HARACIMA DOKUNMA

HASAN KAZANKAYA

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

GÜLSÜN KAMU

1965

SB

27

SAYILI KABADAYILAR

HASAN KAZANKAYA

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

GÜLSÜN KAMU

1965

SB

28

DAVUDO

HASAN KAZANKAYA/YÜCEL UÇANOĞLU

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1965

SB

29

SİLAHA YEMİNLİYİM

KEMAL İNCİ

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1965

SB

30

KAN GÖVDEYİ GÖTÜRDÜ

YILMAZ ATADENİZ

BÜLENT ORAN

YILMAZ GÜNEY

GÜLSÜN KAMU

1965

SB

31

KAHREDEN KURŞUN

YILMAZ ATADENİZ

ENİS RIZA OLCAYTO

YILMAZ GÜNEY

SEVDA FERDAĞ

1965

SB

32

DAĞLARIN OĞLU

YILMAZ ATADENİZ

BÜLENT ORAN

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1965

SB

33

KORKUSUZLAR

SEMİH EVİN

SEMİH EVİN

YILMAZ GÜNEY

ASUMAN ARSAN

1965

SB

34

SOKAKTA KAN VARDI

VEDAT TÜRKALİ

VEDAT TÜRKALİ

YILMAZ GÜNEY

ESEN PÜSKÜLLÜ

1965

SB

35

BEN ÖLDÜKÇE YAŞARIM

DUYGU SAĞIROĞLU

DUYGU SAĞIROĞLU

YILMAZ GÜNEY

SELMA GÜNERİ

1965

SB

36

VE SİLAHLARA VEDA

REMZİ JÖNTÜRK

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER AYDAN

1966

SB

37

ANASI YİĞİT DOĞURMUŞ(KERİMO)

NAZİF KURTHAN

NAZİF KURTHAN

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER AYDAN

1966

SB

38

YEDİ DAĞIN ASLANI

YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1966

SB

39

YEDİ DAĞIN DÖNÜŞÜ

YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1966

SB

40

KİBAR HAYDUT(YALNIZ ADAM)

YILMAZ ATADENİZ

BÜLENT ORAN

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1966

SB

41

TİLKİ SELİM

NİŞAN HANÇER

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1966

SB

42

AT AVRAT SİLAH

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1966

SB

43

SİLAHLARIN KANUNU

YILMAZ ATADENİZ

BÜLENT ORAN

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER AYDAN

1966

SB

44

ÇİRKİN KRAL

YILMAZ ATADENİZ

BÜLENT ORAN

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER AYDAN

1966

SB

45

EŞREF PAŞALI

ERDOĞAN TOKATLI

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1966

SB

46

YİĞİT YARALI OLUR

ERTEM GÖREÇ

LÜTFİ AKAD

YILMAZ GÜNEY

HÜLYA KOÇYİĞİT

1966

SB

47

KOVBOY ALİ

YILMAZ ATADENİZ

AYKUT DÜZ

YILMAZ GÜNEY

MÜJGAN AĞRALI

1966

SB

48

HUDUTLARINKANUNU

LÜTFİ AKAD

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

PERVİN PAR

1966

SB

49

BOMBA KEMAL

NAZİF KURTHAN

NAZİF KURTHAN

YILMAZ GÜNEY

FİGEN SAY

1967

SB

50

EŞKİYA CELLADI

REMZİ JÖNTÜRK

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1967

SB

51

BANA KURŞUN İŞLEMEZ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

MİNE MUTLU

1967

SB

52

BENİM ADIM KERİM

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1967

SB

53

BÜYÜK CELLATLAR

YILMAZ DURU

TÜRKAN DURU

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER KOÇYİĞİT

1967

SB

54

AT HIRSIZI BANUŞ

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

SEMİRAMİS PEKKAN

1967

SB

55

ŞEYTANIN OĞLU

MEHMET ASLAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1967

SB

56

ÇİRKİN KRAL AFFETMEZ

YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ GÜNEY / YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1967

SB

57

KUDUZ RECEP(ASLAN ARKADAŞIM)

DUYGU SAĞIROĞLU

DUYGU SAĞIROĞLU

YILMAZ GÜNEY

FİGEN SAY

1967

SB

58

İNCE CUMALİ

YILMAZ DURU

TÜRKAN DURU

YILMAZ GÜNEY

TİJEN PAR

1967

SB

59

KIZILIRMAK-KARAKOYUN

LÜTFİ AKAD

LÜTFİ AKAD

YILMAZ GÜNEY

NİLÜFER KOÇYİĞİT

1967

SB

60

BALATLI ARİF

ATIF YILMAZ

AYŞE ŞASA

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1967

SB

61

KURBANLIK KATİL

LÜTFİ AKAD

LÜTFİ AKAD

YILMAZ GÜNEY

HAYATİ HAMZAOĞLU

1967

SB

62

KOZANOĞLU

ATIF YILMAZ

AYŞE ŞASA

YILMAZ GÜNEY

SUNA KESKİN

1967

SB

63

AZRAİL BENİM

YÜCEL UÇANOĞLU

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

ESEN PÜSKÜLLÜ

1968

SB

64

BEYOĞLU CANAVARI

ERTEM GÖREÇ

SAFA ÖNAL

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1968

SB

65

MARMARA HASAN

MEHMET ASLAN

MEHMET ASLAN

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1968

SB

66

CAN PAZARI(ÖLECEKSİN)

ERTEM GÖREÇ

SAFA ÖNAL

YILMAZ GÜNEY

NİL KULVAL

1968

SB

67

ÖLDÜRMEK HAKKIMDIR

NURİ ERGÜN

YAHYA BENEKAY

YILMAZ GÜNEY

SEMA ÖZCAN

1968

SB

68

KARGACI HALİL

YAVUZ YALINKILIÇ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1968

SB

69

PİRE NURİ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1968

SB

70

ASLAN BEY

YAVUZ YALINKILIÇ

YAVUZ YALINKILIÇ

YILMAZ GÜNEY

SEYYAL TANER

1968

RE

71

SEYYİT HAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NEBAHAT ÇEHRE

1968

SB

72

AÇ KURTLAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

SEVGİ CAN

1969

SB

73

GÜNEY ÖLÜN SAÇIYOR

YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ ATADENİZ

YILMAZ GÜNEY

ÜLKÜ ÖZAN

1969

SB

74

KURŞUNLARIN KANUNU

NURİ ERGÜN

SAFA ÖNAL

YILMAZ GÜNEY

HÜLYA DARCAN

1969

SB

75

KAN SU GİBİ AKACAK

MEHMET ASLAN

İRFAN ATASOY

YILMAZ GÜNEY

ÜLKÜ ÖZAN

1969

SB

76

BELANIN YEDİ TÜRLÜSÜ

NURİ ERGÜN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FERİ CANSEL

1969

SB

77

BİN DEFA ÖLÜRÜM

MEHMET ASLAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

DENİZ AKAR

1969

SB

78

ÇİFTE TABANCALI KABADAYI

MEHMET ASLAN

MEHMET ASLAN

YILMAZ GÜNEY

SEZER GÜVENİRGİL

1969

SB

79

BİR ÇİRKİN ADAM

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FERİ CANSEL

1969

SB

80

ONU ALLAH AFFETSİN

ORHAN ELMAS

NURETTİN ERİŞEN

YILMAZ GÜNEY

BİRSEN MENEKŞELİ

1970

SB

81

PİYADE OSMAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

DENİZ AKAR

1970

SB

82

KANIMIN SON DAMLASINA KADAR

YAVUZ FİGENLİ

YAVUZ FİGENLİ

YILMAZ GÜNEY

SEVDA FERDAĞ

1970

SB

83

İMZAM KANLA YAZILIR

MEHMET ASLAN

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NÜKHET EGELİ

1970

SB

84

ÇİFTE YÜREKLİ

SEMİH EVİN

SEMİH EVİN

YILMAZ GÜNEY

ÜLKÜ ÖZEN

1970

SB

85

UMUT

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

GÜLSEN ALNIAÇIK

1970

SB

86

YEDİ BELALILAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

KETAYUN

1970

SB

87

NAMUS VE SİLAH

ERTEM GÖREÇ

ERDOĞAN TOKATLI

YILMAZ GÜNEY

ZUHAL AKTAN

1971

RE

88

CANLI HEDEF

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

HÜLYA DARCAN

1970

RE

89

ŞEYTAN KAYALARI

İLHAN FİLMER

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

TİNA ROSS

1970

RE

90

SON KIZGIN ADAM

ZAFER DAVUTOĞLU

ZAFER DAVUTOĞLU

YILMAZ GÜNEY

SEVGİ CAN

1970

RE

91

SEVGİLİ MUHAFIZIM

REMZİ JÖNTÜRK

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FATMA KARANFİL

1970

RE

92

KAÇAKLAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FATMA KARANFİL

1971

RE

93

ZEYNO

ATIF YILMAZ

BÜLENT ORAN/ERDOĞAN TÜNAŞ

YILMAZ GÜNEY

HÜLYA KOÇYİĞİT

1970

RE

94

ÇİRKİN VE CESUR

NAZMİ ÖZER

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

PİRAYE UZUN

1971

RE

95

İBRET

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YONCA KORAY

1971

RE

96

YARIN SON GÜNDÜR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FATMA GİRİK

1971

RE

97

ACI

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FATMA GİRİK

1971

RE

98

AĞIT

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

SELMİN HÜRMENİÇ

1971

RE

99

VURGUNCULAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

NAZAN ŞORAY

1971

RE

100

UMUTSUZLAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

FİLİZ AKIN

1971

RE

101

BABA

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

MÜŞERREF TEZCAN

1971

RE

102

SAHTEKAR

ERTEM GÖREÇ

VOLKAN KAYHAN

YILMAZ GÜNEY

SEVDA KARACA

1972

RE

103

ZAVALLILAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY/ATIF YILMAZ

YILMAZ GÜNEY

GÜVEN ŞENGİL

1974

RE

104

ARKADAŞ

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY/ATIF YILMAZ

YILMAZ GÜNEY

MELİKE DEMİRAĞ

1974

RE

105

ENDİŞE

ŞERİF GÖREN

YILMAZ GÜNEY

ERKAN YÜCEL

KAMURAN USLUER

1974

RE

106

İZİN

TEMEL GÜRSU

YILMAZ GÜNEY

HALİL ERGÜN

AZRA BALKAN

1975

RE

107

BİRGÜN MUTLAKA

BİLGE OLGAÇ

YILMAZ GÜNEY

OKTAY SÖZBİR

AZRA BALKAN

1975

RE

108

SÜRÜ

ZEKİ ÖKTEN

YILMAZ GÜNEY

TARIK AKAN

MELİKE DEMİRAĞ

1978

RE

109

DÜŞMAN

ZEKİ ÖKTEN

YILMAZ GÜNEY

AYTAÇ ARMAN

GÜNGÖR BAYRAK

1979

RE

110

YOL

ŞERİF GÖREN

YILMAZ GÜNEY

TARIK AKAN

MERAL ORHONSAY

1981

RE

111

DUVAR

YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEY

TUNCEL KURTİZ

AYŞE EMEL MESCİ

1983

RE

Bu listenin hazırlanmasında Agah Özgüç'ün Bütün Filmleri ile Yılmaz Güney çalışmasından faydalanılmıştır.

http://artemis.efes.net/ozaneso/

www.turksinemasi.com kaynağından hayatı

Oyuncuların değil, bir yönetmenin kitlelerce benimsenmesi belki de Türk sinema tarihinde bir ilki oluşturur. Yılmaz Güney. Sinema yönetmeni, senarist, yazar ve aynı zamanda bir aktör. Günümüz yönetmenlerinin birçoğunun sinema anlayışına yön veren Yılmaz Güney, zamanın siyasi çalkantıları sırasında pek çok kez soruşturma geçirmiş ve hapse düşmüş ancak o mesleğini parmaklıkların ardında da olsa sürdürmeye devam etmiştir.

Soyadı Pütün olan Yılmaz Güney, 1 Nisan 1937'de Adana'nın Yenice köyünde doğdu, 9 Eylül 1984'te Paris'te öldü. Bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biriydi. İlk ve ortaöğrenimini Adana'da tamamladı. Öğrenimi sırasında ailesinin maddi zorlukları yüzünden pamuk işçiliğinden, gazoz ve simit satmaya kadar birçok işte çalışmak zorunda kaldı. Ardından Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilciklerinde çalıştı. Aynı zamanda öyküler yazıyor, edebi birikimini artıyordu. Ankara Hukuk Fakültesi'nde okurken yönetmen Atıf Yılmaz ile tanışması da mesleğinde ilerlemesi açısından önemli bir basamağı oluşturur. Atıf Yılmaz'ın desteğiyle sinema çalışmalarına da başlar.

1959 yılında Atıf Yılmaz tarafından çekilen Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinin senaryolarını yazar ve aynı zamanda oyuncu olarak katkıda bulunur. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığına kadar yükselir. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

İki yıl sonra kaldığı yerden işe devam eder. Daha çok ikinci sınıf serüven filmleriyle haşır neşir olur. Bu filmlerde karşımıza çıkan “Anadolu çocuğu” karakterinin ezilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen yapısı, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca sevilir. Güney'e Çirkin Kral lakabının yapıştırıldığı bu dönemde (bize kalırsa çok haksız bir yakıştırma), öyküsünü kendisinin yazdığı ve Lütfi Akad'ın yönettiği Hudutların Kanunu adlı filmdeki doğal ve abartısız oyunculuğu gerçeklikten son derece uzak Yeşilçam sinemasında da bir farklılaşmanın başladığının göstergesidir.

Gerçek anlamda ilk kez 1967'de yönetmen koltuğuna oturan Yılmaz Güney, 1968 yılında önemli sayılabilecek ilk filmi Seyyit Han'ı çeker. Doğu topraklarındaki bir sevda öyküsünü anlatan bu film, üslubu açısından olumlu tepkiler alır. Hemen ardından Aç Kurtlar ve Bir Çirkin Adam'ı çeker. 1970'e gelindiğindeyse Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan Umut adlı film seyirciyle buluşur.

‘Umut', eski faytonu, gücü dermanı kalmamış atıyla nüfusu kalabalık ailesini geçindirmeye çalışan, ağır yaşam koşullarının zorlamasıyla giderek çıkmaza giren, bir trafik kazasında atını kaybettikten sonra önce faytonunu, başarısız bir soygun denemesinin ardından da elinde neyi varsa satan, sonra da define aramaya koyulan Cabbar'ın öyküsünü anlatır. Güney'in kendi yaşamından da izler taşıyan bu film, öykünün durduğu yer ve anlatımının gerçekçiliği bakımından çizgisini hemen belli eder. Adana Altın Koza Film Şenliği'nde en iyi film seçilen, sansür kurulu tarafından yasaklanması ertesinde Danıştay kararınca gösterime giren ‘Umut', burada olduğu kadar, yurtdışında da ilgiyle karşılanır.

1971 yılında üç filminin birden (Ağıt, Acı ve Umutsuzlar) Adana Altın Koza Film şenliğinde dereceye girmesi böyle bir şeyin ilk olması bakımından şaşırtıcıdır, ancak onun yeteneğini bilenler için tam tersidir.

1972 yılında siyasi olaylara karıştığı gerekçesiyle tutuklu kalan Güney, Boynu Bükükler adlı romanını yeniden yazıp Boynu Bükük Öldüler adıyla yayımlar. Kitap, 1972 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazanır.

Tutukluk döneminin bitmesi sonrasında, 1974'te bir başyapıt sayılan Arkadaş'ı çeker. Birbirinden uzak düşen iki üniversite öğrencisinin, aralarındaki toplumsal uçurumların farkına varmaları ve ilişkilerinin giderek zayıflamasının anlatıldığı film, ülkemizdeki ‘kültür şoku'nun da bir belgesi gibidir. Yılmaz Güney'in Adana'da Endişe adlı filmi çekerken karıştığı bir olay sırasında bir yargıcı vurarak öldürmesi uzun bir hapishane hayatının başlangıcı olacaktır.

Yine de o sinemadan kopamaz. Senaryolar yazmaya, üretmeye ve hep üretmeye devam eder. Senaryolarından biri Zeki Ökten tarafından Sürü adıyla sinemaya aktarılır ve bu film, yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödül alır. Ökten'in çektiği Düşman'ın ardından Gören'in kamera karşısına geçtiği Yol gelir.

1981'de cezaevinden yurtdışına kaçmayı başaran Yılmaz Güney, Yol'u yeniden çeker ve film bu kez 1982 Cannes Film Şenliği'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın Missing'iyle paylaşır. Yılmaz Güney yurda dönme çağrılarına uymaması sebebiyle 1983'te Türk yurttaşlığından çıkarılır. Aynı yıl Fransa'da Le mur (Duvar) adlı filmi çeker, ancak film pek ilgi görmez. Ve ertesi yıl kanser nedeniyle yaşama veda eder.

Yılmaz Güney, senaryosundan kurgusuna kadar sinemada yetkin olmayı beceren ender yönetmenlerden biridir. Sürekli farklılık arayışı içinde olması, yapıtlarındaki şiirsellik ve zengin görsellik onu ayrıcalıklı kılan yanlarıdır. Lütfi Akad'ın özgün bir anlayış getirdiği Türk sineması Yılmaz Güney'in filmleriyle yeni bir aşama kaydetmiştir. Detay zenginliğine sahip, realist, olanakları en uygun biçimde kullanan ve toplumsal olayları özümseyen filmlerdir bunlar. Yılmaz Güney sineması ‘sinemacılar kuşağı' olarak bilinen genç kuşak yönetmenleri de yönlendirmeyi başarmıştır. Onunla başlayan ve ‘Yeni Sinema' olarak adlandırılan bu dönemde Türk sineması dünyaya açılma olanağı bulmuş, onu takip eden genç yönetmenler yurtdışında kayda değer başarılar elde etmişlerdir. Yapıtlarıyla gerek yurtiçi gerekse yurtdışında birçok ödül kazanan Yılmaz Güney, sanatın diğer dallarında verdiği eserleriyle de pek çok kitlenin gönlünde önemli bir yere sahiptir.

Yılmaz Güney'in Eserleri

Rol Aldığı Filmler

Tütün Zamanı, 1959 - Dolandırıcılar Şahı, 1961 – Kara Şahin, 1964 – Mor Defter, 1964 – On Korkusuz Adam, 1964 – Yaralı Kartal, 1965 – Beyaz Atlı Adam, 1965 – Ben Öldükçe Yaşarım, 1965 – Sokakta Kan Vardı, 1965 – Çirkin Kral, 1966 – Hudutların Kanunu, 1966 – Ve Silahlara Veda, 1966 – Yiğit Yaralı Olur, 1966 – Balatlı Arif, 1967 - İnce Cumali, 1967 – Kızılırmak Karakoyun, 1967 – Kozanoğlu, 1967, Kurbanlık Katil, 1967 – Azrail Benim, 1968 – Kurşunların Kanunu, 1969 – Zeyno, 1970 – Namus ve Silah, 1971 – Sahtekar, 1972.

Senaryosunu Yazıp Yönettiği Filmler

Bu Vatanın Çocukları, 1959 – Alageyik, 1959 – Kamalı Zeybek, 1964 – Konyakçı, 1965 – Krallar Kralı, 1965 – At, Avrat, Silah, 1966 – Eşrefpaşalı, 1966 – Çirkin Kral Affetmez, 1967 – Belanın Yedi Türlüsü, 1969 – Piyade Osman, 1970 – Sevgili Muhafızım, 1970 – Şeytan Kayalıkları, 1970 – İbret, 1971.

Senaryosunu Yazdığı Filmler

Karacaoğlan'ın Karasevdası, 1959 – Endişe, 1974 – İzin, 1975 – Bir Gün Mutlaka, 1975 – Sürü, 1978 – Düşman, 1979 – Yol, 1982.

Senaryosunu Yazdığı, Yönettiği ve Oynadığı Filmler

Bendim Adım Kerim, 1967 – Pire Nuri, 1968 – Seyit Han, 1968 – Aç Kurtlar, 1969 - Bir Çirkin Adam, 1969 – Umut, 1970 – Kaçaklar, 1971 – Vurguncular, 1971 – Yarın Son Gündür, 1971 – Umutsuzlar, 1971 – Acı, 1971 – Ağıt, 1971 – Baba, 1971 – Arkadaş, 1974 - Zavallılar, 1975.

Senaryosunu Yazdığı ve Yönettiği Film

Le Mur, 1983.

Kitapları

Boynu Bükük Öldüler, 1971 – Hücrem, 1975 – Salpa, 1975 – Sanık, 1975 – Selimiye Mektupları, 1975 – Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz, 1977 – Seçimlerde CHP Neden Desteklenmelidir?, 1977 – Faşizm Üzerine, 1979 – Paris Komünü Üzerine, 1979, Oğluma Hikayeler, 1979