BEYNELMILEL
BİR YÖNETMEN

Sayın Muharrem gülmez,
Öncelikle böylesine güzel bir filmi yönettiğiniz için sizi kutlarım.
Filminiz gerçekten çok sıcak, içten ve samimi. Yörenin dokusunu çok iyi yansıtmış, insanını çok iyi karakterize etmişsiniz.

Film daha ilk baştan insanı saran bir örgü ile donatılmış ve sonuna kadar merakla izletebilmiştir.
www.yesilcam.gen.tr olarak sizinle minik bir röportaj yapmak istiyoruz.şimdiden çok teşekkür ederiz.
1) Film normal bir Türk filmi çekim
süresinin bayağı bir üzerinde çekildi. 4 ay gibi. Bu süre zarfında filminizin iş
yapmayacağı, masraflarını karşılayamayacağı ve tutmayacağı yönünde
karamsarlıklarınız oldu mu?
* Beynelmilel, 7,5 haftada
çekildi. Mekanların büyük bir çoğunluğu Tarsus’ta seçildi. Bu mekanların
bulunması, döneme uygun hale getirilmesi, o bölgeden oyuncular seçilmesi gibi ön
hazırlık ve hazırlık çalışmaları ise yaklaşık 4 ay sürdü.
Bu süre içinde filmin iş
yapmayacağı, masraflarını karşılamayacağı ve tutmayacağı yönünde bir karamsarlık
yaşamadık. Bunlar hiç aklımıza gelmedi mi ? Tabii ki zaman zaman bunlar günlük
konuşmalarımız arasında geçti ama bu hiç bir zaman bir karamsarlık yoğunluğunda
değildi.
2) Ünlü oyuncularla çalıştınız.
Oyuncu yönetiminde bir sorun yaşadınız mı?
* Oyuncu yönetiminde kişisel
sorunlar hariç bir sorun yaşadığım söylenemez. Oyuncunun ünlü olması sorunların
artacağı anlamına gelmez. Oyuncu senaryoya ve yönetmene inanmışsa sette
oyunculuk anlamında bir sorun çıkması zordur.
*
Hangi tür eleştiri halk üzerinde daha etkili olur bilemem. Eleştrinin
dozu ve tarzı zamana göre değişen bir olgudur. Biz
filmi tasarlarken eleştirinin dozu yada biçiminden çok, filmin hikayesini
nasıl anlatacağı konularına kafa yorduk. Öncelik iyi SİNEMA filmi yapmaktı.
* Filmin adı film çekiminden sonra konmadı, dolayısıyla zaten ismi Beynelmilel’di. Yapımcı firma tarafından başka önerilerde geldi ama filmin ismi ilk haliyle kaldı.
* Son dönem Türkiye sinemasını
yakından takip ediyorum. Bütün dünya sinemalarında olduğu gibi çok kötü
ürünlerin yanı sıra cok başarılı ürünlerde çıkıyor. Yurtdışı festivallere davet
edilen, ödül alan filmlerimiz çoğaldı. Bu çok gurur verici bir şey. Bu kuşağın
içinde olmak benim için bir şans diye düşünüyorum. Bu tür gelişmeler geleceğe
dair umutlarımı taze tutuyor. Artık Cannes, Moskova, Tribeca, Berlin gibi hatırı
sayılır festivallerde yer almak yalnızca hayal değil. Tüm bunlar şu andaki
Türkiye sineması yaratıcılarını daha iyi işler yapmaya heveslendiren gelişmler.
10)
Sırrı Süreyya Önder’in 12 Eylül
kurbanı olması ve yıllarca cezaevinde yatmasına karşın, dönemi böylesine sıcak
ve renkli anlatmasının sebebi nedir. ? Daha sert bir üslup yerine neden
böylesine acı bir komedi?
* Bu soruyu Sırrı’ya sormak daha doğru olur sanırım.
Röportaj:Necati Doğan-Erhan IŞIK