ANKARA SİNEMASININ YARISINA SAHİP OLAN ADAM
Adı Abdullah Tüze. Asıl mesleği İnşaatçılık. Aynı zamanda CHP il genel meclisi ve TRT çocuk ve gençlik vakfı yönetim kurulu üyesi. Bir zamanlar Ankaragücünde de yöneticilik yapmış. 1984 yılından beri sinemacılık yapıyor. Bugün toplam 4 Binada toplam 13 sinema perdesinin sahibi. Yine ayrıca Beyoglunda bir sinemanın ortağı ve Ankara shaerton oteli yazlık sinemasının'da işletmecisi. 11. Ankara Film Festivaline, zarar etmesine rağmen 3 sinemasını açarak destek veren yürekli bir sinemacı.İşte böylesine dopdolu bir adam Abdullah Tüze. Bakın kendisi sinemaya nasıl başladığını şöyle anlatıyor.
Sinemaya neden ve nasıl başladınız ?
Benim Ankara üniversitesinde okuyan bir kardeşim vardı. Kardeşim sinema ve Tiyatroya çok meraklı birisi idi. Bana birgün dedi ki, Abi burada bir bina var, burayı kiralıyalım dedi. Sinema yapalım, tiyatro yapalım dedi. Bizde o zaman Meteropolü keşfettik. Daha önce çalıştırmışlar iflas etmiş gitmişler. Biz geldikki binaın altında 2 metre su var. Bunlar 1984 yıllarında oluyor. O zaman zaten Ankarada porno sinemacılığı vardı. Biz buraya geldik bu mahallede herkes bizimle dalga geçtiler. Dedilerki sinema bitmiş siz sinema yapıyorsunuz. Bir zamanlar burada bir restorant vardı. Biz sirtaki taverna yaptık. Yunanistandan sanatçılar getirdik. Müthiş bir müşterisi vardı. Tavernaya gelen insanlar sinemanın oldugunuda keşfettiler. Caz kulübü yaptık. Kafeteryası bahçesi ile burası tam bir eğlence merkezi olduğu için biz tutunduk bu işe. Filmlerimizi seçmeye özen gösterdik. Mesela il zamanlar daha sosyal içerikli filmler getirdik. O zamanlar kendimiz getiriyorduk. İthalatçı firmalarla ortak olarak getirip gösterdik. Baktıkki iyi gitmeye başladı. Ankara öğrenci kenti. Şu anda bile, başka sinemaya 10 kişi gitse bize 50 kişi geliyor. Biz izleyiciye en iyi hizmeti veriyoruz. Baktık oluyor bnu iş, benim konur sokakta arsam vardı. Bunuda sinema yapalım dedik. Bu arada birde Ankapolü yaptık. Ben dedimki hiçbirşey yapmasak depo yaparız.Bu birazda cesaret işi. İnsan para kazanmayı sever ama birde kendi bildiği ve sevdiği işi yaparsa daha güzel. Müjde Ar ve Şener Şen şovu düzenledim Tam 6 ay. Ben hep kalite isimlerle çalıştım. Sonra kapattım Çankayadaki bir binamı. Sonra Çankayada inşaatlarım var. Çankayadaki arsayada sinema yapmaya karar verdim.
Abdullah Tüze aynı zamanda film yapımcılığınada soyunmuş. O, 70 li yıllardaki yapımcı film salonu sahiplerinin en son örneği. Deniz gezmişin hayatının anlatıldığı ve Berhan şimşek'in oynayıp Reis Çelik'in yönettiği HOŞÇAKAL YARIN filminin yapımcılığına ortak olmuş Bu konudaki görüşleride şöyle.
"Ben sırf Deniz Gezmişin hayatı anlatılıyor diye bu filme yapımcılık yaptım. Bizim yapımızdada solculuk var ve bir zamanlar kardeşim hapiste yatmıştı. Birazda onun anısına bunları yaptım. Filmden hiçbirşey kazanmadım ama benim için güzel bir anı bu"
Abdullah bey bir zamanlar filmleri kendilerinin ithal ettiğini daha sonra Amerikan firmalarının piyasaya girip kendilerini esir aldığından şikayetçi."Amerikan filmcileri baştan alıştırıyor seni, hastalık gibi. Sonrada istediği şeyi yaptırıyor. Eskiden biz istediğimiz şeyi yapıyorduk. Şimdi ise onların her dediğini yapmak mecburiyetindeyiz. Filmlerin seans saatlerinden, sinema koltuklarımıza kadar herşeyimiza karışıyorlar, bizde birşey diyemiyoruz. Çünkü bize film vermeseler yapacak hiçbirşeyimiz yok."
İşte böyle diyor Abdullah Tüze, 1984'de yeşeren sinema tutkusunu bugün Çankayada 1 trilyonluk sinema yapmaya kadar götüren bir sinema aşığı. Bir zamanların film yapımcısı sinema salonu sahiplerinin son örneği. Sinemadan kazandığını sinemaya yatıran ender kişilerden biri.
Ankara öğrenci kenti. Şu anda bile, başka sinemaya 10 kişi gitse bize 50 kişi geliyor. Biz izleyiciye en iyi hizmeti veriyoruz. Baktık oluyor bnu iş, benim konur sokakta arsam vardı. Bunuda sinema yapalım dedik. Bu arada birde Ankapolü yaptık. Ben dedimki hiçbirşey yapmasak depo yaparız.Bu birazda cesaret işi. İnsan para kazanmayı sever ama birde kendi bildiği ve sevdiği işi yaparsa daha güzel. Müjde Ar ve Şener Şen şovu düzenledim Tam 6 ay. Ben hep kalite isimlerle çalıştım. Sonra kapattım Çankayadaki bir binamı. Sonra Çankayada inşaatlarım var. Çankayadaki arsayada sinema yapmaya karar verdim.
Bugünkü şartlarda sinema açmak hiç karlı değil. Tepemaxx sineması aslında otopark sinemasıdır. Yani projede otopark olarak gözükmektedir. Türkiyede bizim gibi sinemadan sinema yapan kimse yok.
Çankayada 7 salonlu 1000 kişilik sinema yapılmaktadır. En son Amerikan teknolojisi ile yapılacak.
Sinema salonu açmak için bayağı koşturulmaktadır.
"Sinema salonları elden çıkmaya başladı. Hatta zarar etmeye başladı. Hiçkimse sinema almaya talep etmiyor."
Sinema yapmaya karar verdiğiniz zaman karşınıza nasıl engeller çıkıyor ?
Biz herşeyimizi yasalara uygun olarak yaptığımız için belli bir sıkıntımız yok.
Biletlerin satışı nasıl, Bir bilet nasıl parçalanır ?
Bir bilet 1.000.000 olsun. Bu biletin % 10'u Belediye resümü. Eğlence vergisi. Mesut yılmaz Amerikada Clintonla görüşme yaptı ve 10'a düşürdü.Eskiden yerli filme resüm yoktu. O zaman yerli filmler çoğalmaya başladı ve yerli filmler rekabet etmeye başladı. Amerikan filmlerine ise %30 resüm vardı. Amerikalılar büyük bir sermaye olduğu için, onlar ne yaptı. Baskı yaptılar. Bu resümü kaldırın dediler. %10'a indirildi. Amerikan şirketleri yaptı bunu. Bunuda Amerikan Hükümeti Türk hükümetine baskı yaptı. Eskiden %40 idi ve belediyelerin bir geliri idi. % 90'ın yarısı Film şirketinin diğer yarısıda bizim. Tabi bizimkinin içinde KDV'si var, vergisi var, ayrıva gazete ilanları var, personeli elektriği suyu var, ... Aslında karlı bir iş değil bu. Sinemanın kendi bölgesindeki afişlerden belediye vergi almıyor.
Türk sineması bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsunuz.
Eskiden Türk halkının Sinema izlemek dışında bir eğlencesi yoktu. TV yok, Video yok. Filme giden insanda filmin sonunu hemen biliyordu zaten.
Ankara sineması salon sahiplerinin bir derneği varmı ?
Bizim hiçbirşeyimiz yok, herkes bağımsız. Bizde sinemacılar hiçbirimiz birbirimizi sevmeyiz. Benim hiçbir sinemacı ile muhabbetim yoktur. Bu iş artık normal ticaretten çıktı. İyi ilişkiler olursa sistem yürüyor. Bu film şirketleri artık top oynar gibi oynuyor bizimle. Sana veriyor, öbürüne veriyor.
Ben sizin sadece UIP ile çalıştığınız biliyorum.
Amerikada bir film 2000-3000 kopya girebiliyor. Amerikan filmcileri baştan alıştırıyor seni, hastalık gibi. Sonrada istediği şeyi yaptırıyor. Eskiden biz istediğimiz şeyi yapıyorduk. Şimdi ise onların her dediğini yapmak mecburiyetindeyiz.
Amerikalıların sizle sözleşmesi varmı yokmu bilmiyorum ama gelipte sinemanızın koltuklarına kadar karışması doğrumu ?
Bizim bir sözleşmemiz yok. Amerikalıda ticari ahlak yoktur. Önce alıştırıyor sonra yönlendiriyorlar. Amerikan firmalarının burada temsilcileri var. Özen filmde aslında ithalatöçı firma. Kendi parasıyla film ithal edip oynatan bir firma.
Böyle bir şeytan üçgeninde Türk sineması nasıl kalkınabilir.
Hiçbirşey yapamaz. Ben Hoşçakal yarın filmini, (yapımızda solculuk olduğu için) sırf benimmsinemasında oynasın diye filme ortak oldum, yapımcı oldum. Reis Çelik iyi bir çocuk. Onunla konuştum. Ortak oldum.
Bu çok güzel birşey
Ben sırf Deniz gezmişin hayatı anlatılıyor diye ortak oldumi zarar ettim ama benim sinemamdaoynadı diye mutlu oldum. Benim kardeşim ğiçerde falan yattı, onun anısına yaptım.
Amerikalı dostlar yapımcı olmanıza ne dedi.
Bozuldular tabi. Ama benim büyük sermayem olsa bu işe girerim. Ama dipsiz bir kuyu bu, hangisine yetişebileceğiz ki.
Film şirketi kurmayı düşündünüz mü?
Ankara köy, kasaba aslında. Bunun merkezi İstanbul. İstanbul Kanatlarımın altında, Eşkiya, Ağır Roman iş yaptı. Bunlarda Eureimage'den para aldılar. Kültür bakanlığı desteği , sponsorlar falan. Eskiden sinemadan para kazananlar paralarını başka yerlere yatırdılar. Bense başka yerden kazandığımı bile sinemaya yatırdım. Artık Amerikan sinemaları bizi boğacak. Bakın Tepemaxx sinemalarına birisi alan verdi birisi malzeme verdi ortak oldular. Ama aslında otopark alanına yapılmış kaçak bir bina burası. Şu an sinema yerinin bulunduğu yer kaçak. Doğan Taşdelen zaanında yapıldı bu. Ben Belediye başkanı olsa idim O doğramacının anası............... Bu adam eğitimci öğretimci...Onun adı altında birsürü kaçak iş yapıyor. Ben yangın merdiveni için bile projeye uygun değildir lafı yedim. Tepemaxx'ın hiçbirşeyi yasal değil.
Bana vermeyen firmalar, yani bunlarda güç birliği var. Şimdi bak. Özen bana film vermiyordu. Çalıştığımız firmalar vardı diyor. Bilkent açtı. Herkese vermeye başladılar. Cinemaxx güçlü. Adamların 2500 tane sineması var. Herkese vermeye mecbur, vermediği zaman adamın temsilciliğini atar. Yani anlayacağın herşeyimiz onların elinde.
Ama siz bütün gelirinizi sinemadan elde etmiyorsunuz ?
Benim ayrıca inşaat işlerim de var. Ben aç kalırmıyım diye düşündüm sinema bitince. Hiçbirşey yapmasam depo yaparım. Ankara sinemasının %40'ına sahibiz.
Ankara Film Festivaline neden destek verdiniz ?
Eskidekki gibi sinemaya rağbet yok. Mahmut Tali Öngören geldi. Festivali sizin sinemanızda yapalım dedi. Bende dedimki iyi dönemde başka yerde yapıyorsunuz, kötü dönemde bana geliyorsunuz dedim. Ama ben kaçmadım. 1988 yılında ilk festivali biz düzenledik bizim salonlarımızda oldu ve herşeyini biz yaptık.
Geçen yıl kavaklıdere ve büyülüfener yaptı ve hiç talep olmadı. Ama bu sene Ankapol, Megapol ve Metropol olarak destek verdik. Amerikalılar buna pek karışmadı tabi. Festival bu sene çok sönük geçti. Bu ekonomik krizden dolayı büyük firmalar yarıdmlarını kestiler. MNesela Büyük sanatçıların konaklamalrını sağlardılar ama bu sene olmadı malesef. Ve istanbul festivali ile aynı döneme geldi. Ama ankara Büyük bir Anadolu kasabası. Kültüre pek fazla hizmet etmiyorlar.
Sizin Devletten beklentileriniz varmı ?
Devlet bize gölge etmesin bu bize yeter. İstediklerimiz çok ama vermiyorlar. Kültür hizmeti yapıyoruz. Ama basında, camide, turizmde, vakıflarda yapılan indirimleri bize yapmıyorlar. Bizi gece kulübü ile aynı kademeye sokmamalılar.
Camiye, Okula, Resmi kurumların yanına sinema yapılmayacağı kanunu halen varmı ?
Doğrudur, 200 metre yakınına kadar yapamıyoruz. Sinema öğreticidir. Bugün Amerikan teknolojisini görürsünüz. Dünyayı önünüze getiriyor. Bunu engellememek lazım.
Emniyete rapor veriyormusunuz ?
Sansür belgesi varmı yokmu diye göstermek zorundayız. Sansür belgesi varsa birşey yapamazlar.
Ankara dışında sinema düşünüyormusunuz ?
İstanbulda Beyoğlu sinemasına ortağım ben. Ama çokda dağılmak istemiyorum. Bizler küçük sermayeli insanlarız. Devletin en küçük bir katkısı yok bana. Hiç bir desteği yok.
İrfan kızılırmaka ortaktı ayrıldı. O da kendi kendine bir sinemacı. Biz daha atkiz onun yanında. Denk ajansında sahibi o. Biz Martı ile çalışıyoruz.
Amerikada açık hava arabalı sinemayı düşündünüzmü ?
Düşündüm ama Amerikada ve Avrupada fazla iş yapan bir şey değil. İstanbulda yapıldı ama yürümedi bu. Sinema bir maliyettir. Ankarada böyle olmaz. Ankara öğrenci kenti. Öğrenci dışında seyirci olmaz.
Filmler nasıl geliyor siz talep ederekmi ?
Amerikalı kafasına göre düzenliyor. İstediği zaman filmi kaldırıyor, getiriyor. Söz hakkımız yok.
Adam deseki şu filmde şu kadar kmisyon alacağım yapacak birşey yok. Amerikalıya tam bağımlıyız.
Ankarada Metropol sineması ilktir. Ankara seyircisi çok vefakar. Bizi hep destekledi. Mesela Yol filmine 10.000 seyirci geldi. Her zaman ilk tercih edilen sinema biz olduk. Ankapol sinemasında zarar ettim orası kendini 50 sene amorti etmez. İyi film olunca salon doluyor. Mesela Star wars gibi seneden 2-3 film çıkıyor ve iyi iş yapıyor film. 2 salonda oynamayı biz talep ediyoruz ve onlarda kabul ediyor. Yanisinemadan para kazanmak iyi filme bakıyor. İyi film olunca iş yapılıyor.
©Copyright Erhan ISIK