1.
SİNEMANIN KEŞFİ
Sinemanın ilk temelleri, bilinenin aksine çok
daha eskilere, 1830’lı yıllara kadar gider. 1832 de yapılan phenakistoscope
ve 1834'te gerçekleştirilen zoetrope gibi
optik aletlerle hareketli görüntüler oluşturulmuştu. 1839'da fotoğrafın
bulunmasından sonra, hareketi eşit ve çok kısa aralarla sabit fotoğraflar olarak
saptayan yöntemler bulundu. Edward Muybriagef, yan
yana dizdiği fotoğraf makineleriyle koşan bir atın görüntülerini saptadı ve
dönen bir disk içine yerleştirdiği bu fotoğraflarla hareketli bir görüntü
yaratmayı başardı (1877). Fransız fizyolog Etienne Jules
Marey 1882'de kuşların uçuşunu incelemek amacıyla,
saniyede 12 fotoğraf çeken ve kamera takılmış bir makineli tüfeğe benzeyen bir
aygıt geliştirdi. 1887'de ABD'li Hannibal Goodwin'in fotoğraf çekiminde selüloit film kullanması, bir
yıl sonra da George Eastman'ın bu uygulamayı
geliştirerek makaraya sarılı selüloit film şeridinin seri üretimini başlatması,
sinema filminin gerçekleştirilmesi için bütün ön koşullan hazırlamış oldu.
Thomas Alva Edison
ile yardımcısı William Kennedy Laurie Dickson'ın yaptıkları Kinetograf,
kameranın ilk biçimi olarak ortaya çıktı. Bu aygıtla, kenarlarına düzenli
delikler açılmış 15 metrelik filmler üzerine saniyede 40 görüntü
saptanabiliyordu. Edison Kinetoskop adım
verdiği bir gösterim aygıtı aracılığıyla da bu görüntüleri hareketli bir
biçimde yansıtmayı başardı. Ama bu aygıt, gözlerini iki küçük deliğe dayayan
tek bir izleyici tarafından kullanılabiliyordu. Kinetoskop’ların
ticari olarak satışa sunulmasıyla birlikte Edison, kitlesel film çekimi
yapılabilen ve güneşin durumuna göre tekerlekler üzerinde döndürülen ilk film
stüdyosu Black Maria'yı
inşa etti.
Amerika’da Thomas Alva
Edison’un kinetoskopuyla yapılan ilk gösteri
15 Nisan 1894, Almanya’da bilinen en eski gösteri 1 Kasım 1895 günü Berlin’de Max ve Emil kardeşlerin aygıtı ile yapılmıştır. Ancak
sinemayı sinema yapan şey toplu halk gösterimi idi ve bunu henüz kimse
yapmamıştı.
Kinetoskop’u Paris'te bir
sergide gören Auguste ve Louis Lumiere, Sinematografi adı verilen aygıtı
geliştirdiler. Lumıere kardeşler, şüphesiz kamera ve projeksiyon makinesini birleştiren Sinematografı
geliştirmekle büyük bir atılım yapıp bu yarışta öne geçmişlerdi. Elle
çalıştırılabilen bu aygıt, film çekimi ve gösterimi yapabiliyor, 10 kg’lık ağırlığı sayesinde istenen yere taşınabiliyordu.
28 Aralık 1895 :Sinemanın Miladı
Toplu
ilk gösteri, 28 aralık
1895 günü Paris Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de Louis ve Auguste Lumiere kardeşler tarafından düzenlenmiştir. Bu gösteri sinemanın başlangıcı olarak kabul
edildi. Bir
bodruma biletle girmiş 33 kişinin seyrettiği (duyamadığı) 20 dakikalık
programın yaratıcıları olan Lumiere kardeşler
"sinemanın babaları" olarak anılmaya başlar. Gösteride “Bir trenin
istasyona girişi”, “Paydos saati”, “Fabrikadan
çıkan işçiler” gibi kısa filmlerin yanı sıra, “Sulanan bahçıvan” adlı
bir komedi de vardı. Lumiere kardeşler
Edison'un filmleri genellikle stüdyoda
çekilmiş sirk ve vodvil gösterileriyken, Lumiere Kardeşler'in filmleri dünyanın çeşitli yörelerine gönderilmiş
kameramanların saptadıkları belgeseller ya da haber filmleriydi.
Sinemanın kendine özgü anlatım olanaklarından
yararlanma ve sinema aracılığıyla bir öykü anlatma dönemi, temel olarak Fransız
yönetmen Georges Melies'le
başladı. Melies, fantastik sinema ve bilimkurgu
sinemasının da öncüsü sayılan filmlerinde sinemanın yanılsama yaratma gücünü
zekice kullanarak film "hile"leri uyguladı. Ama Melies'in
filmlerinde kamera sabit bir noktada duruyor ve öyküyü, tiyatro sahnesindeymiş
gibi görüntülüyordu. Ona göre sinemanın düşleme ihtiyacı vardı. Salt gerçek olgular
değil, biraz kurmaca , biraz illüzyon. Böylece
fotoğraf hileleri kullanarak ,bir kadının iskelete
,kadın güreşçilerin erkeklere dönüştüğü ,hayaletlerin dans ettiği filmler
yaptı.
Bir hikâye anlatmaya
yönelik ilk dönem filmlerinin en iyilerinden biri, ABD'li Edwin S. Porter’ın 'The Great Train
Robbery' (1903) filmidir. On dakika süren tek
makaralık bu film ,14 sahne içinde bir tren soygununu
ve ardından kaçışı ve soyguncuların yakalanışını anlatır. Porter, hareketli ve
gerilimli sahnelerde yakın ve kısa çekimler kullanarak, kamerayı hareket
ettirerek ve arkadaki bir perdeye yansıtılmış görüntülerle öndeki bir
mizansenin birleştirilmesine dayanan arka gösterim tekniğini uygulayarak,
gerçekçi sinemanın temellerini attı.
Sinemayı ilginç bir eğlence düzeyinden başlı
başına bir anlatım aracı konumuna yükselten en önemli sinemacı ise Griffith
oldu. Söze ve yazıya başvurmadan yalnızca sinemanın anlatım olanaklarıyla
izleyiciyi etkileyen, duygu ve düşünceleri en çarpıcı biçimde perdeye yansıtan
Griffith, günümüzde artık klasikleşmiş olan sinema tekniklerini uyguladığı
gibi, film yapım sürecinin de temel aşamalarını yerleştirdi ve bütün bu
aşamaları uyumlu biçimde yürüten yönetmenin önemini ortaya koydu.
Daha ilk gösterimlerden başlayarak kitlelerin
ilgisini çeken ve yaygın bir eğlence aracına dönüşen sinema, 20. yüzyılın ilk
10 yılında başlı başına bir sanayi ve ticaret dalı haline geldi. Önceleri Dünya
pazarına Fransız sinemacılar egemendi ve Charles Pathe
ilk uluslararası sinema imparatorluğunu kurmuştu. ABD'de ise Nickelodeon adı verilen sinema salonlarının hızla
yayılması, başlıca doğu kentlerinde art arda film yapım şirketlerinin
kurulmasına yol açtı. Yapımcı şirketlerin 1908'de kurduktan Motion
Picture Patents Company'nin
yürüttüğü mücadele karşısında bazı sinemacılar Batı'ya giderek orada etkinlik
göstermeye başladılar ve böylece Hollywood'un temellerini attılar.
Dünya sinemasında ilkler
-Kinetoskop’u keşfeden ilk mucit: Thomas Edison (1892).
-İlk film gösteriminin yapıldığı mekan: Paris’te Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe
(1895, Auguste ve Louis Lumiere).
- İlk senaryo yazarı: Gazeteci Roy
McCardell (1900).
- İlk film stüdyosunu kuran şahıslar: Mucit Thomas
Edison ve Fransız yönetmen Georges Melies.
- İlk bilimkurgu filmi: Le voyage dans la lune (1902, Aya
Seyahat, George Melies).
- Sinemada öykü anlatma dönemini başlatan ilk
yönetmen: Georges Melies.
- Konulu ilk film: Aya Seyahat (1902, Georges Melies).
- Değişik çekim ölçekleri (uzak ve yakın çekim vb.) ve
kamera araçlarını (kameranın sağa veya sola hareket ettirilmesi vb.) kullanan
ilk yönetmen: Edwin S. Porter.
- İlk western filmi: The Great Train Robbery
(1903, Büyük Tren Soygunu, Edwin S. Porter).
- Hollywood’da film çeken ilk yönetmen: David W.Griffith.
- Sinemayı anlatım arcına dönüştürerek bugün
klasikleşen teknikleri kullanan (flashback, geniş
çekim tekniği vb.) ilk yönetmen: D. W. Griffith.
- İlk sinema imparatoru: William Fox.
- Konulu ilk uzun metrajlı film: The
Story of The Kelly Gang (1906, Tait
Kardeşler).
- İlk film eleştirmeni: Frank E. Woods
(1908).
- İlk sansür kurulu “New York Kenti Hemşeriler
Birliği” temsilcileri tarafından 1909’da kuruldu.
- İlk gangster filmi: Musketeers
of Pig Alley (1912, Domuz
Sokağı Silahşörleri, David
W. Griffith).
- Beyaz perdenin ilk ünlü kovboyu: G. M. (Bronco Billy) Anderson.
- İlk tarihi film: Qua Vadis (1913, Enrico Guazzoni).
- İlk önemli korku filmleri: Der student
von Prag (1913, Praglı Öğrenci, Stellan
Rye & Paul Wegener) ve
Der Golem (Henrik Galeen & Paul Wegener).
- Sinema tarihinin ilk kadın starı: Mary Pickford.
- Serial film uygulamasını
başlatan ilk yönetmen: Louis Feuillade.
- İlk kurulan sinema okulu: Vsesoyuznyi
Gosudarstvenyi İnstitut Kinematografii (VGİK, Devlet Sinema Enstitüsü, 1919, Sovyet
Rusya).
- Ekspresyonist (dışavurumcu) sinemanın ilk örneği: Das Kabinett des
Dr. Caligari (1919, Dr. Caligari
nin Muayenehanesi, Robert Wiene).
- Polisiye filmin ilk yetkin örneği: Das Cabinet des
Dr. Caligari (1919, Dr. Caligari’nin
Muayenehanesi / Dr. Caligari’nin Odası, Robert Wiene).
- İlk Dracula öyküsü: Nosferatu (1922, Friedrich Wilhelm Murnau).
- İlk renkli film: The Black Pirate (1926, Douglas Fairbanks).
- İlk sesli film: The Jazz Singer (1927, Caz Şarkıcısı,
Alan Crosland).
- Sürrealist sinemanın doğmasına zemin hazırlayan ilk
film: Un Chien Andalou
(1928, Bir Endülüs Köpeği, Luis Bunuel
ve Salvador Dali).
- Akademi ödülünü kazanan ilk film: Wings (1928, Kanatlar, William Wellman).
- Akademi ödülünü kazanan ilk yönetmenler: Lewis Milestone (1928, Two Arabian Knights)
ve Frank Borzage (Seventh Heaven, 7. Cennet).
- Akademi ödülünü kazanan ilk aktör: Emil Jannings (1928, The Last Command and
the Way a Fall Flesh).
- Akademi ödülünü kazanan ilk aktris: Janet Gaynor (1928, Seventh Heaven, 7. Cennet).
- Dublajın uygulandığı ilk film: Hallelujah
(1929, King Vidor).
- İlk müzikal film: The Broadway Melody (1929, Broadway Melodisi, Harry Beaumont).
- İlk animasyon müzikal: The
Skeleton Dance (1929,
İskelet Dansı, Walt Disney).
- İlk sesli İngiliz filmi: Blackmail
(1929, Şantaj, Alfred Hitchcock).
- Yalnız zenci oyuncularla çekilen ilk film: Hallelujah, 1929, King Vidor.