ALTIN ÇOCUK YEŞİLÇAMI ÖZLEDİ
70’Lİ YILLARIN ÜNLÜ
JAMES BOND FİLMİNİN TÜRKİYE VERSİYONU ALTIN ÇOCUK GÖKSEL ARSOY YENİDEN
YEŞİLÇAMA DÖNMEK İÇİN İYİ BİR TEKLİF BEKLİYOR
ERHAN IŞIK
Eski siyah-beyaz sinema döneminin unutulmaz jönü idi. Bir dönem
yaptığı Altın çocuk seri filmleri
ile Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey
Afrika’da büyük ün yaptı. Sarı saçları ve
delici bakışları ile genç kızların
hayallerini süslerdi. “Samanyolu” filminde
Belgin Doruğun bile kalbini çalmış olan bu adam, bugün 65
yaşında ve yeşilçam
hasretini, kendisi gibi oyuncu olan oğlu Gökhan Arsoy
ile gideriyor.
PİLOTLUK HAYALLERİ
Arsoy,
15 Mart 1936’da Kayseri'de
dünyaya gelir. Babası Kayseri hava üssünde görevli olduğu için sürekli oğlunu
da yanında getirip götürürdü. O günler pilot olma hayalleri ile yanıp
tutuşmaya başlar.
Çocukluk yılları neşe içinde geçmektedir. Hava üssündeki
Amerikalılarla iyi dostluklar kuruyor, her türlü sanatsal ve spor
faaliyetlerine katılıyordu. Son çıkan Amerikan filmlerini
, henüz Türkiye’de vizyona girmeden yıllarca evvel öncesinden izleme
şansını yakalıyordu. Liseyi Haydarpaşa’da okuduktan sonra pilotluk hayalini
gerçekleştirmek için Hava harp okuluna girmek ister ama ailesinin izin
vermemesi nedeni ile bu isteğini gerçekleştiremez. İktisat fakültesine birazda
zoraki kaydolur. Hiç değilse uçaklara yakın olurum diye de hava alanına
yakın bir ingiliz şirketinde çalışmaya başlar.
SİNEMACILARLA
İLK KONTAK
Düzgün fiziği nedeni
ile bir tesadüf eseri olarak Halk filmin sahibi Fuat Rutkay
ve Yönetmen Sırrı Gültekin’in dikkatini çeker. Daha
sonraki yıllarında sinemaya ilk adımını şöyle anlatır “Beni sinemaya getiren
Sırrı Gültekin'dir. Onu her zaman büyük bir hürmet ve
saygıyla, vefayla anarım. Benim hayatımı değiştiren adamdır.” der. Böylece ilk
filmi olan “Kara Günlerim” i yapar. Bu filmden 1000 lira kazanır.
Daha sonra filmler peş peşe gelir. “Yaprak Dökümü”, “Kelepçe”,
“Ham Meyva”, “Taş Bebek”. Ve
nihayet kendisini Star yapan, Nevzat Pesen
yönetiminde ünlü “Samanyolu” filmini çevirir. Bu film büyük
patlama yapar ve Türk sinemasında romatik filmler
dönemi başlar. Arsoy’da artık Starlığını ilan eder. O
dönemler Ayhan Işık Amerika’da olduğu için kral artık odur. Özellikle Belgin
Doruk ile oluşturduğu ikili halkın büyük sempatisini toplar.Bu
sırada gönlünü okuldan tanıdığı bir kıza kaptırır. Henüz 25 yaşında iken
İstanbul üniversitesinde bir bankta, bugünkü eşi Soley
hanıma evlenme teklif eder. 1961’de evlenirler. 4 sene içinde bir kız, bir de
oğlan çocuğuna sahip olurlar.
ALTIN
ÇOCUK GELİYOR
Oyunculuğunun yanı sıra
yapımcılığa da soyunan Arsoy, Göksel film şirketini
kurar ve başta “Şehirdeki Yabancı”, “Şafak Bekçileri”
olmak üzere 12’ye yakın filmin çekilmesine katkıda bulunur. "Şafak
bekçileri" filminde canlandırdığı pilot-yüzbaşı rolü ile hep hayalini
kurduğu uçaklara binme fırsatını yakalar. Bu yıllarda Sean Connery’in oynadığı james Bond filmleri bütün Dünya’da olduğu gibi Türkiyede’de büyük iş yapıyordu. Bu filmlerden esinlenen Arsoy benzer formatta olan “Altın Çocuk Londra’da”
filmini çevirir. Film büyük ilgi görür. Öyleki,
arap ülkelerinden Co-protuction teklifleri bile Alır.
Daha sonra peş peşe “Altın Çocuk Beyrutta”,
“Orta Şark Yanıyor”, “Altın Avcıları” gibi seri
filmleri çeker. En büyük projem dediği bir film, Lübnan savaşının çıkması ile
ertelenince morali bozulur. O yıllarda Türk sinemasın içine girdiği bunalımıda dikkate alan Arsoy,
sinemadaki ününü ,14 yıl boyunca şarkı söyleyeceği
sahnelere taşır.
YEŞİLÇAMA
MANEVİ BORCUM VAR
Sinema, sahne derken
1981’de ticarete atılan Arsoy, reklam ve sigorta
alanında faaliyet gösteren bir şirket kurar.Arada
sırada da olsa Tv dizilerinde rol alır.
Sinemanın çöküşünü televizyona ve seks filmleri furyasına bağlayan Arsoy, kendi dönemlerinin daha güzel olduğunu, daha amatör
ruhla çalışıldığı söylüyor. 1999’da Antalya film festivalinde yaşam boyu onu
ödülünü kazanan Sanatçı ayrıca So-Der (Sinema
oyuncuları derneği)ninde ilk kurucularındandır. Arsoy, yeşilçama olan manevi
bağlılığını şöyle dile getiriyor. “Yeşilçam bana hiçbir şey kaybettirmedi, tam
tersine çok şey kazandırdı. Yeşilçam'ın benim hayatımdaki yeri çok önemlidir.
Maddi, manevi olarak beni ben yapan, beni 2000'li yıllara getiren Yeşilçam'dır.
Bu sevgiyi, bu itibarı, bu güzellikleri bana temin eden Yeşilçam'dır.
Sinemadaki bazı sanatçı arkadaşlar yanlış konuşmalar yapıyorlar: ‘‘Ödenmeyen
bonolarıyla ünlü Yeşilçam...’’, ‘‘Benim Yeşilçam'dan alacağım var’’ gibi.
Bunlar ne kadar yanlış, ne kadar ayıp konuşmalar, ne kadar büyük nankörlük... Kendileri
yanlış firmaları, projeleri seçtilerse bunda kimin kabahati var? Benim başıma
hiç böyle işler gelmedi, hangi firmayla çalıştıysam her zaman paramı gününde
aldım. Benim Yeşilçam'dan hiçbir alacağım yok, bilakis haykırıyorum ki benim
Yeşilçam'a manevi borcum var.
ÖNEMLİ
FİLMLERİ
Samanyolu
Yaprak Dökümü
Altın Çocuk Londra’da
Şehirdeki Yabancı
Şafak bekçileri
Kızgın delikanlı