b) Hollywood’da Bir Türk; Muzaffer Tema
Türk Sinemasının ilk
romantik jönü, ilk erkek yıldızı Muzaffer Tema bir dönem Marilyn Mondroe, Zsa Zsa
Gabor gibi dünya yıldızlarının gözdesiydi.
Muzaffer Tema 15 Haziran
1919’da İstanbul’da dünyaya gelir. Gönlünde asker olmak yatarken, müzisyen olan
babasının isteği üzere İstanbul belediye Konservatuarına girer. Burada flüt,
keman ve piyano çalmasını öğrenir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın
imtihanlarını kazanarak Ankara’ya gider. 1944 yılında Devlet konservatuarında
tanıştığı Sevinç Tevs ile evlenir. (Daha sonra 6
evlilik daha yapacaktır.) Eşi ile beraber, mesleklerini icra etmek için 8 sene
kaldığı Ankara’dan ayrılmak zorunda kalır ve tekrar İstanbul’a göç eder.
1948 yılında Tepebaşı
gazinosunda orkestra eşliğinde bir konser verir. Konsere bazı sinemacılar
gelmiştir. Bu anı şöyle anlatır Tema” Konserden sonra çağırdılar beni.
Görüştüğüm kişiler bana bir deneme filmi teklif ettiler. Ben pek ilgi
göstermedim çünkü sinemayla bir ilgim yoktu ve ne kadar başarılı olabilirdim
bilemiyordum. Böyle bir riske girmek istemedim. Israr ettiler, kıramadım.”
Deneme filmi çevrilir ve çok beğenilir. Aydın Arakon’un
yönetimindeki ilk filmi “Çığlık” ile oyunculuğa başlar. Kısa zamanda Avrupai
tipiyle dikkat çekmeye başlayınca filmler birbiri ardına gelmeye başlar.
1951 yılında Yıldız
dergisi’nin okuyucuları arasında düzenlediği yarışmada “Dudaktan kalbe” en iyi
film, Muzaffer Tema’da en iyi erkek artist seçilir. Böylece Türk sinemasının
romantik filmlerinin ilk jönü olarak sinema tarihindeki yerini alır.
Muzaffer tema, bu rolü ile batılı anlamda jön tanımlamasına uyan ilk erkek
starı olmuştur. Daha sonra film yapımcılığa el atan Tema, ilk filmi “Dişi
Yılan” da istediği başarıyı bulamaz.
Türk sinemasında her şey
yolunda giderken birdenbire Amerika'ya gitmeye, Amerikan rüyasını
gerçekleştirmeye karar verir Tema. Neyi var, neyi yok satar, eşinden boşanır.
Artık şansını Hollywood'da deneyecektir. O günleri şöyle anlatır Tema “Kafama
koymuştum Amerika’ya gitmeyi. Ufkumu genişletmek istiyordum. Sinemayı esas
Hollywood’da göreceğimi, tanıyacağımı düşünüyordum.” Bu duygularla
1956 yılında Amerika’ya gider.
Amerikaya ayak basar basmaz Paramount Film Stüdyosunun Newyork
ofisine başvurur. Bir gün katıldığı bir kokteylde prodüktör Sukuras'la
tanıştırılır. Sukuras, Muzaffer Temayı ofisine
çağırır. Resimlerine bakar ve “Ne zaman
Hollywood'a
gidersin diye sorar.” Tema, şaşkın bir şekilde bakarken o güne göre iyi para
olan 500 doları ve uçak biletini takdim edip, 'good luck' diyerek onu Hollywooda
yollar. Ayağının tozuyla hızla girdiği Hollywood’da Türkiye'de de gösterilen
iki filmde oynar. 'Certain Smile'
(Acı Tebessüm), 'Twelve to the Moon' (Aya Giden 12 Adam).
Los
Angeles'ta, Cumhuriyet Balosu'nda tanıştığı Zsa Zsa Gabor
ile kısa süreli bir aşk yaşayan Tema, artık çok mutludur. Artık hayali
gerçekleşmiş Hollywood’un pırıltılı dünyasına karışmıştır. Kendini bir anda Gary Grand, Gary Cooper, Robert Mitchum, Marilyn Monroe gibi dünya starları arasında bulur.
Burada 2,5 sene kalır. Hollywood başını döndürmektedir genç aktörün. Bazen “Bu
ne kadar da uzun süren bir Amerikan rüyası” diyerek kendini çimdiklediği bile
olur. En ünlü artistler burnunun ucundadır artık. Ünlü dostlarını şöyle
anlatır. "Natalie Wood'la,
Robert Wagner'la Drama School'da
birlikteydik. Natalie çok şirin, çok tatlı bir kızdı.
Sophia Loren tutucuydu, pek
yanaşmazdı. Marlon Brando
ise çok kaprisliydi."
Tema, Hayranı olduğu ve
ikizi kadar benzediği Hollywood Starı Alan Ladd ile
tanışma fırsatı bulur. O anı şöyle anlatır “Ladd paramount Stüdyosunda film çeviriyordu. Bir Türk gazetecisi
Mehmet diye bir arkadaş vardı, ille gidelim beraber resminizi çekeyim dedi. Güç
bela müsaade aldık. Beraber resim çektik. Alan ladd
çok şaşırdı ve “insanlar ikiz doğarmış, bu kadar benzerlik olur diyerek bana
şans diledi.” O günden sonra Tema, Hep Alan Ladd’ı
taklit eder. Onun gibi giyinir, onun gibi bakar ve onun gibi sigarasını
tutardı.
Fakat bu sefer şans yüzüne
gülmez ve babasının kanser olduğunu duyunca soluğu hemen Türkiye’de alır. Film
teklifleri alınca bir film şirketi kurar ve kendi filmlerini çekmeye başlar.
1977 yılına değin Türkiye’de kalır. Sonra çocuğunun okulunu da düşünerek Tekrar
Amerika’ya göç eder. Hawai’de şimdiki eşiyle 7.
evliliğini yapar. Bir artist acentesiyle anlaşıp filmlerde küçük roller alır,
Amerikalılara piyano ve flüt dersi verir.
PRIVATE Türkiye`de uzun
yıllar sinema oyunculuğu yaptıktan sonra gittiği ABD`de 25 yıl kalan, geçen yıl
Türkiye`ye dönerek ailesiyle birlikte İzmir`e yerleşen Tema bir partiye üye
olarak siyasete atılır.1951 yılında başlayan sinema hayatında 55 film sığdıran
Muzaffer Tema, Türkiye’nin yanı sıra ABD`de 3, İtalya ve Almanya`da da birer tane olmak üzere 5 yabancı filmde rol alır.
Muzaffer Tema halen Türk sinemasının belli bir dönemine de tanıklık edecek bir
kitabın hazırlığı içersindedir.
Tema’nın
rol aldığı bazı filmler; Çığlık(1949); Fato, Ya
İstiklal Ya Ölüm(1951); Dudaktan Kalbe(1951);Kanun Namına(1952); İngiliz Kemal Lavrans’e Karşı(1952); Hıçkırık(1953); Aşk
Istıraptır(1954); Kadın Severse(1955); Vahşi Kedi(1961)