1.
SİNEMANIN TOHUMU SENARYO
Sinema’nın
ilk toprağa düştüğü nokta senaryodur. İyi bir senaryo iyi bir tohumda olduğu
gibi uzun yıllara göğüs geren bir çınarda oluşturur, bol meyve veren bir ağaçta
oluşturur veya tam tersi kötü bir senaryoda tüm emekleri tüm çabaları zayi
edebilir.
Ülkemizin, kültürel
kimliklerin çok çeşitlilik gösterdiği bir coğrafya ve köklü bir tarihe sahip
bir yapıda olması dolayısı ile senaryo konusunda teoride sıkıntının yaşanmaması
gerektiği aşikârdır. Lakin sinema tarihimizde çekilen filmlerin birçoğunun
birbirine benzer nitelikte senaryolarla veya bizzat yabancı filmlerden alıntı
konularla çekilmiş olması bu teoriyi realitede göremememizi sağlamıştır.
Son dönem de yaşanan
Türk sinemasında ki yükseliş senaryo bağlamında yaşanılan bu kısır yapınında aşılmasını beraberinde getirmiştir. Tek düze bir
aşk filmi veya sanat filmi bağlamında kameraya aktarılan ağır tempolu yapımlar
çok renkli bir mozaiğe dönüşmüştür. Günümüz sineması artık tarihi filmlerden,
sosyal duyarlı yapımlara, absürd komedilerden, bilim
kurgu yapımlara kadar uzanan geniş bir konu ağının içerisinde dağılmaktadır. Bu
öne çıkma savaşında yapımcı, yönetmen ve senaristler alternatifler üretme
çabasıyla hem hayal güçlerini zorlamakta, hemde
senaryo bazında yapılmamışları denemektedirler.
Senaryo alanında
ağırlıklı tek düze bir seri üretimin yaşandığı sinema tarihimizde aslında
alternatif senaryolu yapımlarda yer almakta fakat sayısal düşüklüğü sebebi ile
egemen bir görüntü sergileyememektedir. Türk dilinin ve edebiyatının
zenginliğinin sinemaya aktarıldığı yapıtlarda ne mutlu ki azımsanamayacak
oranda karşımıza çıkmaktadır.
a) Türk Sineması’nın emektar senaristi; Safa Önal
Türk sinemasının en bilinen ve en üretken ismi
olarak karşımıza tek bir isim Safa Önal ismi çıkmaktadır. Türk Sineması’nın
emektar senaristlerinden Safa Önal’ın filme çekilmiş 395 senaryosu, dünyanın en
ilgi çekici rekorlarının yer aldığı Guinness Rekorlar Kitabı tarafından bir
dünya rekoru olarak tescil edildi.
Safa Önal, Türk Sineması için
hiç durmadan çalışan bir isimdir. “Ben
sadece senaryo yazdım ve film çektim.
Bir gün böyle bir rakama ulaşacağımı ve karşılığını da böyle göreceğimi
bilmiyordum” diye konuşarak sinemanın onun için bir amaç değil bir yaşam biçimi
olduğunu vurgulamıştır.
İşini çok seven ve
sabırla çalışan Sefa Önal, çalışmalarının bir dünya rekoru olarak tescil
edilmesinin kendisi için büyük bir heyecan olduğunu defalarca söylemiştir.
Önal, uzun süredir telif
hakları konusunda bir hak arama mücadelesi verdiğini de anımsatarak, “Artık
‘Ananızın ak sütü kadar helal olan’ telifin verilmemesi için direnç
gösterenlerle uluslararası arenada, evrensel bir biçimde mücadele edeceğim. Bu
sonuç beni daha da kuvvetlendirdi” diye konuştu.
Guinness Türkiye temsilcisi Orhan Kural “Rekor
çok kısa bir sürede tescil edildi. Bu Türkiye adına çok
sevindirici. Aslında biz Hindistan Sineması’ndan korkmuştuk ama rekor
Türkiye’ye geldi” diye konuşmuşdu.