
İnsanoğlunun temel
sorunlarını, Anadolu kadınlannın yalnızlığını, yazgısal dramlannı en yılın
biçimde ele alan, yorumlayan bir "başyapıt”. Yılmaz Güney'in Sinop
hapishanesinde yazdığı senaryodan oluşuyor. Erden Kıral'ın başlayıp Güney”le
bir anlaşmazlığa düşmesi sonucu Şerif Görenin tümüyle çektiği film. Yılmaz
Güney'in 12 Eylül döneminde yurt dışına kaçıp Türk vatandaşlığından
çıkarılması üzerine Zülfi Livaneli filmin özgün müziğini Sebastian Argole
· Kendi takma adıyla yaptı. Cannes Film Şenlıgı nde (1982) kazandığı
"en iyi film” ödülü (Costa Gavrasın "MissingKaşnp” adlı filmiyle
Altın Palmiye, Türk sinema tarihinin en büyük iki zaferinden biri. Mahalle
festivallerinin dışında alınan ikinci büyük ve gerçek ödül. İlkini Berlin'de
(1964) "Susuz yaz” almıştı. İmralı Açık Cezaevi'nden bayram izni- ne çıkan
beş mahkumun öyküsü içiçe gelişir. Seyit Ali (Tarık Akan), şeytana uyup kendisini
aldatarak namusuna leke düşüren karısı Zine' (Şerif Sezer) cezasını vermek için
köyüne gider. Filmin en ilginç ve sarsıcı bölümünü oluşturan öykü. Özellikle
de kar sahneleri, Seyit'in kansını sırtında taşıması ve tövbekar Zine’nin
donmaması için kamçıyla dövülmesi ama sonuçta ölmesi, Batının da ilgisini
çektiği insan dramlarından biridir. Zine'nin törelere göre öldürülme görevi
öncelikle ihanete uğrayan kocaya düşmektedir. Karısını, ailenin ceza olarak zincire
vurduğu ahırda bulan Seyit Ali, bir ölüm yürüyüşüne çıkar. Dondurucu soğuğa
dayanamayan Zine, kendisini kurtarması için yalvarır. Gerçekte Seyit, baştan beri
kansını öldürmeye karşıdır. Onu kurtarmak için çırpınır durur. Ama vahşi
doğanın ölümcül soğuğuna karşı gücü yetmeyecektir. Diğer dört mahkümun
öyküsü çeşitli olaylar içinde sürüp gider. Sorunları ve özlemleri törelerin
mahkum ettiği kadınlardır. Oyuncular tümüyle övgüye değer. Bir Tank Akan, hele
Zine rolüyle Şerif Sezer. "Yol'; sinemamızın en önemli filmlerinden biri (1981).