
İbrahim Tatlıses 1 Ocak 1952 yılında Şanlıurfa'da
doğdu. Sanatçının çocukluğu hep yokluklarla geçmişti. Sesinin güzel olması
nedeni ile yöreye has 'Sıla Geceleri"nde hep büyüklerinin yanında türküler
okumuştur. İbrahim Tatlıses'i yöredeki herkes güzel ve yanık sesi ile
tanımıştır. Belirli bir zaman sonra ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmeye
karar verir. İstanbul'a gelen Tatlıses ve Ailesi burada bulunan akrabalarını
yanına yerleşir ve bir çok işlerde çalışır, leblebi satıcılığı, inşaat
demirciliği ustalığı gibi. İbrahim Tatlıses bir zaman sonra hayatı boyunca örnek
aldığı adam Yılmaz Güney gibi olmaya karar verir.
Yaklaşık otuz yıl önce inşaatlarda işçilik yapan karayağız bir gencin, hem müzik
hem de iş dünyası anlamında tırnaklarıyla kazıya kazıya zirveye tırmanmasının
hikayesi… Yedi çocuklu kalabalık ve fakir bir ailenin çocuğuydu. Çocuk yaşlarda
çalışmaya başladı, yaşamın ağır yükünü omuzladı. İnşaatlarda soğuk demir
ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söyleyen bu muazzam sesi
duymasıyla birlikte şöhret yolu açılmış oldu. Önce Adana'da ardından Ankara'da
çeşitli gazinolarda sahne aldı. Sesinin güzelliğini dinleyenler vasıtasıyla
şöhreti dilden dile yayıldı. Yetmişli yıllarin ortalarına doğru İstanbul'a
geçerek orada sahne almaya başladı. Şansını denemek isteyen Tatlıses Ailesinin
ve çevresinin yardımıyla ilk kasetini çıkarır. Bu albüm onu şöhrete ulaştıracak
olan kapıları ardına kadar açmıştır. "Ayağında Kundura" ile müzik dünyasına
bomba gibi düşer. 1977 yılında çıkardığı "Ayağında Kundura" adlı kırkbeşlik
plakla tüm Türkiye'ye sesini duyurdu. Ardından "Sabuha", "Dom Dom Kurşunu", "Bir
Mumdur" gibi türküleriyle Türkiye'nin gelecekteki müzik hayatında sarsılmaz bir
yere sahip oldu. İbrahim Tatlıses çıkardığı kasetten sonra sinemayada el atar.
Sanatçı yaptığı her işte başarılı olmanın sırrını öğrenmişti. Ve artık ne yapsa
başarılı oluyordu. Halkın bitanecik İbo'su olmuştu. Her kaseti satış rekoru
kırıyordu. Filimleri en çok izlenen filmler arasında yer alıyordu. Seksenli
yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri onunla tanıştı. Yunanistan'dan Suudi
Arabistan'a, Almanya'dan Afganistan'a çok geniş bir coğrafyada, milyonlarca
hayran edindi. Kasetleri ve posterleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken
yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödülün sahibi oldu. Seksenli yıllarda
çıkardığı "Allah Allah", "Kara Zindan", "İnsanlar" ve "Fosforlu Cevriyem" gibi
albümlerinin satışı milyonları aştı. 80'li yıllar İbrahim Tatlıses'in yılları
olmuştu. Sanatçı 90'lı yıllarda olgunluk devrine girmiştir. Artık sarsılmayacak
kale olmuştur. Türkülerden Arabesk'e geçmiştir.90'lı yıllar aynı zamanda
Tatlıses için ticaretin başlamış olduğu yıllar olmuştu. Tatlıses Turizm,
Tatlıses Lahmacunculuk, Tatlıses Otelleri gibi birçok şirket kuran sanatçı
şarkıcılığından kalan zamanlarda bunlarla uğraşmayı tercih ediyordu. İbrahim
Tatlıses, 1991 yılında müzik sektörünün kurumsallaşmasında ilk adımı atan Raks
Müzik'le anlaştı. Ve ertesi yıl "Ah Keşkem" adlı albümüyle çıktı hayranlarının
karşısına.
Uğur Bayar ve Mustafa Özhan ikilisinin müzik yönetmenliğini yaptığı albüm, söz
ve müziği kendisine ait "Ah Keşkem"le çıkış yaptı. "İki Gözüm İki Çeşme" ve "Yar
Diline" gibi popüler parçaların yanı sıra kendisine ait eserleri yorumladı. 1993
yılında çıkardığı albüm ise "Mega Aşk" adını taşıdı. Mustafa Özden'in
yönetmenliğini ve aranjörlüğünü yaptığı albümde Selami Şahin'e ait "Seni
Sevmediğim Yalan", "Akşamdan Akşama", "İçem Diyorum", "Bu Nasıl Güzel"; Yusuf
Hayaloğlu'na ait "Dağlarda Kar Olsaydım"; Ali Gencebay'a ait "Çakmak Çakmağa
Geldik"; Arif Sağ'a ait "Kötü Kader"; Hasan Kaplan'a ait "Yürüyorum Dikenlerin
Üstünde"; Mehmet Arslan'a ait "Ben Ne İnsanlar Gördüm" ve kendisine ait "Mega
Aşk", "Sen Sen", "Derya" adlı onüç parça yorumladı. 1994 tarihini taşiyan "Haydi
Söyle" albümü Burhan Bayar, Arif Sağ, Özkan Turgay ve Zafer Dalgıç'tan oluşan
uzman bir kadro eşliğinde hazırlandı. "Haydi Söyle", "Nankör Kedi", "Saza Niye
Gelmedin", "Tombul Tombul" gibi parçalar büyük beğeni kazanırken, Tatlıses
köklerini de unutmayarak "Maraş Maraş" adlı derlemesini seslendirdiği Kazancı
Bedih'i de müzikseverlere tanıtmış oldu. İbrahim Tatlıses, adıyla birlikte
anılan ve eski kırkbeşliklerde kalan ünlü parçalarını, 1995 yılında "Klasikleri"
adını taşıyan albümde biraraya getirdi. Günümüz teknolojisinden yararlanılarak
alt yapısı hazırlanan albümde, eski parçalarını yeniden seslendirerek hem yeni
kuşağın eski Tatlıses'i tanımalarını hem de hayranlarının piyasada kaydı olmayan
bu şarkıları arşivlerine katmalarını sağladı.
"Ben De İsterem" adını taşıyan 1996 tarihli albümüyle yeni bir satış rekoruna
imza attı. Sendur Güzelel'in yönetmenliğini, Osman İşmen'in aranjörlüğünü
yaptığı çalışmada yer alan "Fırat" türküsüyle uzun süre listelerde kaldı. "Allahım
Neydi Günahım", "Yakamoz", "Yol Ver Dağlar" gibi popüler parçaları kendisine has
üslubuyla yorumlayarak 1996 ve 1997 yılında sayısız ödülün sahibi oldu. Hızını
kesmeyerek ertesi yıl "At Gitsin" albümünü piyasaya sürdü. Albüme adını veren
parça başta olmak üzere tüm parçaları yine Türk halkının diline dolandı.
Tatlıses, bu albümde pop müziğin ünlü isimlerine ait parçaları da seslendirdi.
Kayahan'ın "Odalarda Işiksizım", Sezen Aksu'nun "Erkekler" ve Yıldız Tilbe'nin
"Anam" adlı parçalarını yorumladı. "Bi Tanem", "Güneş Doğmuyor" ve "Ağlıyorum
Kahrımdan" adlı parçalarını seslendirdiği yeni bir yeteneği, Cengiz İmren'i
müzikseverlere tanıttı. İbrahim Tatlıses, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca
çevirdiği sinema filmleriyle de çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtladı.
Sinemanın baştan sona her alanında yeteneklerini sergiledi. Talk show
programları hazırladı, çeşitli sanatçıların video klip yönetmenliğini yaptı.
Tatlıses, bugün, yalnız sanatçı kişiliğiyle değil, yanında çalıştırdığı İkibin
kişiyle ve hâlâ insanlara iş alanlari açan başarılı işadami kimliğiyle de
Türkiye'nin sayılı isimleri arasinda yer alıyor. Yönetmen, oyuncu, senarist, söz
yazarı, besteci ve yorumcu İbrahim Tatlıses'in sahip olduğu şirketler grubu;
gıda, film, prodüksüyon, turizm, havacılık ve yayıncılık dallarında
faaliyetlerini sürdürüyor.