


SON YILLARDA TÜRK FİLMLERİNDE GÖZLE GÖRÜLÜR BİR HAREKETLENME YAŞANIYOR. FİLMLERE MİLYONLARCA DOLAR PARA HARCANIYOR VE MİLYONLARCA SEYİRCİ BU FİLMLERİ İZLEMEK İÇİN SİNEMAYA AKIN EDİYOR.
ERHAN IŞIK
ANKARA (TN) 14 Kasım 1914’de sinema meraklısı Fuat Uzkınay'ın, nasıl kullanılacağını Avusturyalı teknisyenlerden öğrendiği kamera ile Ayastefanosdaki bir Rus Abidesi'nin yıkılışını görüntülemesinin üzerinden 87 yıl geçti. Türk sineması o tarihten bu yana siyasi ve ekonomik nedenlerle bir çok inişli çıkışlı grafik çizdi. Kimi zamanlar 300 film çevrildi, kimi zaman ise 30 filmle yetinindi. Özellikle 1980 – 1995 yılları arasında Türk sinemasının ölü dönemi diyebiliriz. Bu tarihler arasında Videonun yaygınlaşması, birçok özel kanalların yayın hayatına girmesi, Amerikan filmlerinin istilası gibi nedenlerle Türk sineması bir krize girmişti. Son yıllarda ise Türk filmlerinde gözle görülür bir hareketlenme yaşanıyor. İnsanlar akın akın Türk filmlerine gidiyor, filmler çok büyük gişe hasılatları elde ediyor. Peki değişen ne idi, insanlar neden Türk filmlerini yeniden tercih etmeye başlamışlardı.
Türk sinemasına 1996 yılında Eşkıya filminin girmesi ile taşlar yerinden oynamaya başladı. Türk izleyicisin alışık olmadığı bir filmdi Eşkıya. İçinde Türk öğelerini barındıran bir Amerikan filmi idi sanki. 35 yıl hapishanede yatıp çıkan ve İstanbul’da düşmanını arayan Baran’ın fantastik öyküsünü anlatıyordu film. Gişelerde büyük bir hasılat sağlamış 2.5 milyon seyirciyi kendine çekmişti.
2.5 milyon $’a mal olan Yılmaz Erdoğan’ın filmi Vizontele, Eşkıya ‘nın kırılamaz denilen rekorunu 2 ay gibi bir süre dolmadan tarihe gömdü. Bu bir rekordu. Türk sinema tarihinde hiçbir film bu rakama erişememişti. Güle Güle, Kahpe bizans, Herşey çok güzel olacak, Propaganda filmleri’de seyirciden büyük beğeni kazanmış ve yüksek gişe hasılatı sağlamıştı.
Bir film yapım aşamasından gösterime gireceği tarihe kadar çeşitli promosyonlarla tanıtımı yapılarak izleyiciler etkilenmeye çalışılıyor. Bir filmin promosyonu ne kadar etkili ise izleyici sayısı ‘da o derece fazla oluyor. Bu işi en iyi yapanlardan biride Sinan Çetin. Aynı promosyonu Vizontele filminde ‘de görmekteyiz. Küçük bir Holywood filmi bütçesi ile çekilen (Ama bize göre çok fazla:2.5 milyon$) daha şimdiden 2.5 milyon barajını aşarak 86 yıllık Türk sinema tarihinde en çok izlenen film ünvanını kazanıyor.
Özellikle son 10 yıldır Türkiye ekonomik krizler, devalüasyonlar ve bunalımlar yaşadı. İşçisi, memuru, emeklisi, öğrencisi ile ekonomik bunalım yaşayan halkımız özellikle gülmeye hasret kaldı. Zaten en çok izlenen filmlere baktığımız zaman ağırlıkla komedi filmleri olduğunu görmekteyiz. Sanki insanlar akın akın gerçek dünyadan kaçar gibi sinemaya hücum ettiler. Aynı durum 1920’li yıllarda Amerika‘da yaşanmış, kriz sırasında insanlar sinemalara aşırı derecede rağbet etmişlerdi.
Yapılan anketlere göre Türkiye’de sinemaya ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan üniversiteli gençler gidiyor. Gidenlerin büyük bir çoğunluğu ise sadece 3 büyük şehirde oturuyor.
1914 – 1973 arası : 3.359
1974 – 1990 arası : 2.219
1990 – 2000 arası : 403
Vizontele 2001 6 2.703.514
Kahpe Bizans 2000 33 2.470.425
Eşkıya 1996 30 2.379.877
Güle Güle 2000 39 1.273.195
Propaganda 1999 44 1.238.128
Abuzer Kadayıf 2000 15 861.611
Cumhuriyet 1998 54 748.067
Hemşo 2001 7 691.339
Gösterime giren film
sayıları
1997-98
: 123
1998-99 : 142
1999-00 : 123
1991-92 : 130
1992-93 : 131
1993-94 : 147
1995-96 : 158
1996-97 : 196
1996-97 : 224
1998-99 : 348
1998-99 : 410
1999-00 : 437
2000-01 : 543