TÜRK SİNEMASININ CENGAVERİ
Asıl Adı “Fahrettin Cüreklibatur” olan Cüneyt Arkın 1937’de, Eskişehir’in bir köyünde, çok yoksul bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelir. Arkın, yaylalarda çobanlık yapar, söğüt ağaçlarının diplerinde hayallere dalardı. Babası okumuş biri değildi ama; çocuğu yoksulluğu hissetmesin diye “Ne kadar bahtiyarız buralarda yaşadığımız için; otlar büyüyor, ekinler serpiliyor; seslerini duymuyor musun” diye sorardı. Ama Arkın hiçbir zaman o günleri unutamaz ve"Ben köy çocuğuyum. Çok yoksulduk. Cüneyt Arkın olana kadar sofradan tok kalkmadım. Bozkırda büyüdüm. Bostan bekçiliği yapardım. Çok uzaktan bir tren geçer ona koşardım. Yalnızlığımı azaltacak bir şeydi O. Otlar, bozkır hayvanları, yıldızlar, güneş, kuşlar dostumdu. O bozkırın hüznü, kederi, yalnızlığı, insanın içini öylesine zenginleştiriyorki, hissediyorsunuz.” diyerek zor günlerini hatırlardı.
Azimli bir genç olan Arkın, Necatibey ilkokulu ve Eskişehir lisesinin ardından İstanbul TIP fakültesini kazanır. 75 bin lira bursla, İstanbul Malta'daki bir evde 6 arkadaşıyla birlikte kalır. Boş zamanlarında şiir ve hikaye yazar, çalışmalarını edebiyat dergilerine gönderirdi. Kendi çıkardığı “Erek” isimli bir dergide, Erde Us takma adıyla yazarlık yapardı. 1961’de okulunu bitirip Eskişehir Askeri Hastanesi'nde teğmen doktor olarak askerliğine başladığında talih kapısını çalmaya başlamıştı bile.
Bir gün, Halit refiğ başrollerinde Göksel Arsoy, Ekrem Bora ve Nilüfer Aydan’ın oynadığı jet savaş pilotlarının yaşamı ile ilgili “Şafak bekçileri” filmini çekmek üzere Eskişehir’e gelir. Filmde gerçek subaylarında oynaması gerekmektedir. Çalışmaları dikkat ile izleyen bir genç yönetmenin dikkatini çeker. Oldukça yakışıklı ve atletik yapıya sahip bu genci filmde oynatmak ister ama; bazı sebeplerden dolayı Arkın bu filmde rol alamaz.
Askerliğini bitiren Arkın İstanbul’a gider ve çeşitli işlerde çalışır. Zor günler geri gelmiştir sanki. Çaldığı kapılar bir bir yüzüne kapanır. Sonra askerde tanıştığı yönetmen aklına gelir. Arar sorar ve Şişlide bir dairenin kapısını çalar. Halit refiğ ilk önce onu tanıyamaz. O sırada Gurbet Kuşları isminde bir filmin çalışmalarına başlamış olan refiğ ona önemli rollerden birini verir. Takma isim modasına uyulur ve Cüneyt Gökçer’in Cüneyt’i ve Arkın yayınevinin Arkın’ını alır ve Fahrettin Cürekli Batur bir anda Cüneyt Arkın olur. İlk zamanlarda salon filmlerinin romantik jönünü oynar. Daha sonra atletik yapısı ve hareketli sahnelere olan yatkınlığı nedeniyle avantür filmlerin en önemli starı olur.
Cüneyt arkın kendisindeki yeteneği çabucak keşfeder ve tarihi-macera filmleri çekmek üzere kolları sıvar. İlkin Suat Yalaz'ın yarattığı Karaoğlan karakterine talip olur ancak Yalaz, ünlü olmayan biri ile çalışmak istediği için rolü alamaz. Bunun üzerine Süreyya Duru ile birlikte kendi kahramanını arar. Bu arada İstanbul’a gelen sirklerde çalışır, karate dersleri alır, sırıkla atlamayı, ata binmeyi öğrenir ve kahramanına kavuşur. Burada kazandığı becerilerini Malkoçoğlu tarzı, kılıçlı, kavgalı, atlı, atlamalı filmlerde değerlendirir.
SOSYAL İÇERİKLİ FİLMLER GELİYOR
70’li
yıllarda sinemada iyice olgunlaşan Arkın, sosyal içerikli filmlerde rol almaya
başlar. Melih Gülgen’in yönetimindeki “Cemil”de sex ve uyuşturucu tacirlerine
karşı amansız mücadele yapan bir komiseri canlandırır. “Maden”’de, bilinçli ve
sosyalist bir maden işçisini oynar. Kendi çektiği "Vatandaş Rıza"’da ise
gecekondusunu yıkan bir milyonere karşı, açlık grevi başlatarak kamuoyunu
harekete geçiren demirci ustası Rıza'nın öyküsü anlatılır.
Ve nihayet “Dünyayı kurtaran adam” gelir(1982). Star wars filmlerinin büyük gişe hasılatları elde etmesinden etkilenen yönetmen Çetin İnanç ve Cüneyt Arkın bu tarz filmlerle dalga geçmek isterler. Çeşitli Bilim kurgu filmlerinden alınan görüntüler ve komik uzaylı yaratıklarla çekilen film istenilen başarıyı gösteremediği gibi Türkiye ve Dünya sinemasında kült film özelliğini kazanır. Denilen odur ki, bir çok sinema okulunda bu film ders olarak okutulurmuş.
MÜTEVAZİ BİR HAYAT YAŞIYOR
Bugün 64 yaşında olan yeşilçam'ın vurdulu kırdılı filmlerinin ünlü aktörü Cüneyt Arkın, yaşamını 2 erkek çocuğu ve eşi Betül Arkın ile mütevazi bir biçimde sürdürmektedir. Arkın kendi yaşamını anlattığı "Cüneyt Tarçın'ın Anıları" isimli bir de kitap yazmıştır.
1969: 6.Antalya film festivalinde “İnsanlar yaşadıkça” ile en iyi erkek oyuncu ödülü.
1972: 4.Adana film festivalinde “Yaralı Kurt ile en iyi erkek oyuncu ödülü.
1976: 13.Antalya film festivalinde “Mağlup edilemeyenler” ile en iyi erkek oyuncu ödülü.
Yaralı Kurt - 1972
Mağlup edilemeyenler - 1976
Maden - 1978
Cemil - 1975