BEYOĞLUNUN SON LEVANTENİ
SİNEMA TARİHÇİSİ VE ARAŞTIRMACI YAZAR GİOVANNİ SCOGNAMİLLO TAM 53 YILDIR
ARALIKSIZ YAZIYOR. KİTAPÇILIK, DEKORATÖRLÜK, BANKACILIK, REKLAMCILIK,
GAZETECİLİK, FİLMCİLİK, VİDEOCULUK, YAZARLIK GİBİ BİRÇOK MESLEKLE UĞARAŞAN
SCOGNAMILLO SON KİTABI "BİR LEVANTENİN BEYOĞLU ANILARI"NDA 72 YILA SIĞDIRDIĞI
BELLEĞİNDEKİ HATIRALARINI OKUYUCULARI İLE PAYLAŞIYOR.
SCOGNAMILLO'NUN BİANCO E NERO'DA BAŞLAYAN SİNEMA YAZARLIĞI ELLİ ÜÇ YIL DEVAM
ETTİ. ÖNCE İTALYANCA YAZMAYA BAŞLAYAN SCOGNAMİLLO, TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ SİNEMA
DERGİLERİNDE VE KİMİ ZAMAN MAGAZİN BASINDA DA YAZMAYI SÜRDÜRDÜ
İTALYA'DA, NORVEÇTE, HİNDİSTANDA TÜRK SİNEMASI HAKKINDA İLK YAZILARI O YAZDI.
BİANCO E NERO'DA ÇIKAN İLK YAZISI İSE "DÜNDEN BUGÜNE TÜRK SİNEMASI"YDI.
MEDYA SALT MEDYATİK İSİMLERLE ÇEVRİLEN FİLMLERİ ÖNEMSEDİĞİNDEN BU KATEGORİNİN
DIŞINDA KALANLARI HİÇ ÖNEMSEMİYOR. TUTUM HEM SAKAT, HEM HAKSIZ, HEM DE ANLAMSIZ.
HALEN BATI'DA TÜRK SİNEMASI DENİLDİĞİNDE İLK ALINAN YANIT YILMAZ GÜNEY OLUYOR,
HERHALDE KAHPE BİZANS YA DA HEMŞO OLACAK DEĞİLDİR.
ERHAN IŞIK
ANKARA (TN)
Giovanni Scognamillo 19.yüzyıl ortalarında Napoli'den İstanbul'a göç etmiş olan
bir İtalyan ailesine mensup araştırmacı yazardır. Özellikle Sinema ve Metafizik
konularında uzun yıllar yapmış olduğu çalışmalar nedeni ile uzmanlaşmış,
çeviriler dahil 50'ye yakın kitaba imza atmıştır. Yarım asırdır kalemini elinden
bırakmamış, yıllar boyu Türk sinemasının gelişimi için emek sarfetmiştir.
Hayatı, kitapları ve sinemayı keşfetmesiyle değişmiş, bir daha da hiç
bırakmamıştır onları. Kendisi ile başta Türk sineması olmak üzere uzun bir
röportaj yaptık. Scognamillo, şu sıralar Türk sinemasındaki kıpırdanmanın
gerçeği yansıtmadığını, medyatik insanların filmlerde oynamasının gişe
hasılatlarını artırdığını söylüyor. Gerçek sinema ile uğraşanlar ise ona göre
seslerini duyuramıyorlar. Kendisi en azından bu furya dönemi bitene kadar
temkinli olmayı daha akılcı buluyor.
Sizce sinema nedir ?
Sinema bir sanattır, ancak teknolojiye dayandığı için sanatların en pahalısı, en
masraflısıdır. Teknolojiye dayalı bir sanat olduğundan da sinema, aynı zamanda,
bir endüstri, bir iş kolu, bir meslek, bir piyasa ve bir pazar, bir finans
tüketicisi ve üreticidir.
Yazarlığa ne zaman başladınız ?
Sinema yazarlığına dış basında 1948'de, Türk basınında 1961'de başladım. 1973'de
Türk sinemasında altı yönetmen ile ilk kitabımı yayımladım.
Neden Türk sineması gibi zor bir dalda yazma gereği duydunuz ?
Genelde sinema tarihi zor bir daldır. Türkiye'de ilk dönemlere ait çogu
filmlerin varolmaması, halen gerektiği kadar geniş bir kaynak taraması
yapılmamış olması bu işi muhakkak zorlaştırıyor. Bir sinemasever olduğumdan,
yazarlıktan hoşlandığımdan, araştırma/inceleme bana heyecan verdiğinden Türk
sinemasını ( ama salt Türk sinemasını değil ) yazmayı seçtim.
Türk sinemasının bugünkü durumu hakkında görüşleriniz nelerdir ?
Doğrusu henüz kesin bir karar veremiyorum, biraz bekle ve gör durumundayım. Kimi
medyatik filmlerin gişede büyük iş yapması kimilerini bir yeniden doğuş'tan söz
etmeye itiyor ama sinemamızın halen kritik bir durumda olması beni temkinli
olmaya zorluyor. Alternatifler ve güvenilir yaratıcılar var ancak bunlar da
henüz hitap ettikleri, etmek istedikleri seyirciyi tümü ile bulamadılar, kimi
filmler yurtdışında daha iyi değerlendiriliyor, anlaşılıyor. Medya salt medyatik
isimlerle çevrilen filmleri önemsediğinden bu kategorinin dışında kalanları hiç
önemsemiyor. Tutum hem sakat, hem haksız, hem de anlamsız. Herhalde, bir tüm
olarak, Türk sinemasının yararına hiç islemiyor ama bu da bir başka çeteleşme.
Hem, unutmayalım, gerçek sanatın ve gerçek sanatçının kim olduğunu bilinmediği
bir ülkede yaşıyoruz, bir değer karmaşası içinde.
Türk Sinemasının hangi dönemini daha çok seviyorsunuz ?
Şu dönemi severim, bu dönemi sevmem diyemem haksızlık olur. 50'li yıllarda ilk
çıkışlar var, 60'lı yıllarda kimi yönetmenlerin gayretleri var, 70'lerin
çeşitliliği var ve bu böyle gidiyor.
Yeni hazırlamakta oldugunuz bir kitap var mı ?
Yayınlanmak üzere iki kitabım var : Metin Demirhan ile hazırladığım Erotik Türk
Sineması ve daha önce yazmış olduğum Bir Levantenin Beyoğlu anıları'nın bir
hayli genişletilmişi bir yeni baskısı var. Bir de üzerinde durduğum bazı
tasarılar.
Bir kitabı ortalama ne kadar sürede hazırlıyorsunuz ?
Kitaba göre değişir. Bazen 3/4 ay olur, 1 yıl ya da daha fazlası. Türk Sinema
Tarihi, örneğin, aralıklı olarak bir on yılımı aldı. Genelde çok sistemli
çalıştığım için oldukça verimli olabiliyorum.
Hiçbir filme yönetmen, senaryo yazarı, oyuncu vs... gibi direk bir katkınız oldu
mu ?
Oldu, yapım görevlisi olarak çalıştım, yönetmen yardımcısı olarak çalıştım, kimi
filmlerde ( İstanbul kanatlarımın altında, Karanlık sular, Bay E, Kuşatma
altında aşk vs ) küçük rollerde oynadım.
En çok begendiğiniz sinema sanatçıları kimlerdir ?
O kadar çok ki... Yılmaz Güney, Metin Erksan, Halit Refiğ, Ömer Kavur, Kutlug
Ataman, Yeşim Ustaoglu, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim. Yabancılardan Luchino
Visconti, Vittorio de Sica, Rossellini, John Ford, William Wyler, Frank Capra,
Steven Spielberg, Stanley Kubrick v.s.
Kitap olarak basılmış kaç eseriniz var, en çok hangilerini beğeniyorsunuz ?
Telif ve çeviri olarak 50 kadar kitabım var. En beğendiklerim : Türk Sinema
Tarihi, Bir Levantenin Beyoglu anıları, İstanbul Gizemleri, Dünyamızın gizli
sahipleri, Dehşetin kapıları ve en son çıkan Beyoglu kabusları ve diğer öyküler.
Yaşamınızı değiştiren kilometre taşları nelerdir ?
Galiba en başta sinemayı keşfetmek sonra da kitapları keşfetmek, ya da ikisini
bir arada keşfetmiş olmak. Gerisi geldi.
Neden kendinize Levanten diyorsunuz ve anlamı nedir ?
Levanten, sözlük anlamı ile, Doğu'da ( Yakın Doğu, Orta Doğu ) yerleşmiş ve kök
salmış olan bir Batılıdır. İtalya'dan 19.yüzyıl ortalarında Napoli'den
İstanbul'a göç etmiş olan bir İtalyan ailesine mensup olduğumdan Levanten
sayılırım.
Hazırlamakta olduğunuz "Beyoğlu kabusları ve diğer öyküler" 'den biraz
bahsedermisiniz.
Son kitabım " Beyoğlu kabusları ve diğer öyküler ", Okyanus yayınlarından bir ay
önce çıktı ve benim ilk öykü kitabımdır. Ağırlıkta Beyoğlunda geçen fantastik
öykülerden oluşuyor. " Bir Levantenin Beyoğlu ve Yeşilçam anıları " sanırım
Eylül-Ekim arasında Kabalcı yayınları tarafından yayınlanacaktır.
Batı sineması genel olarak Türkiye'ye nasıl bakıyor ?
Batı sineması gerek geçmişinde gerekse son örneklerinde Türkiye'ye oryantalist
bir yaklaşım ile baktı ve bakıyor. Türkiye çok güzel bir ülke, Türkler çok cana
yakın, İstanbul bir harika ama... bu cennet bir yabancı ( Batılı ) için
tehlikeli de olabilir tarzında.
Metafizik konulara olan ilginiz nereden kaynaklanıyor ?
Fantastik edebiyata ve dinler tarihine olan ilgimden kaynaklanıyor. Aslında
yazdığım kitapların türünden de anlaşılacağı gibi bir çok konu ile ilgilenir o
konuları araştırma kitaplarımda değerlendirmeği çalışırım ister sinema, ister
Beyoğlu, fantastik ve korku edebiyatı, gizemcilik, eskiden ufoloji.
Medyatik Türk sineması sizce, bir dönem Türk sinemasında furya döneminde olduğu
gibi birkaç senede bitecek bir yapıya mı sahip?
Bu yıl çevrilmekte ve tasarlanmakta olan filmlerin bir kısmına bakarsak evet
medyatik Türk sineması furyaya dönüşmek eğilimini gösteriyor. Hiç kimseyi
suçlamak niyetinde değilim herkes sermayesini korumaya, kara geçmeye bakıyor ama
bir çabuk tükenmek tehlikesi ortada.
Sinema sanatçısı mı yoksa, Tiyatro sanatçısı mı daha iyi rol yapar. Şahsen ben
Tiyatro sanatçılarının sinemada tiyatro oynar gibi oynadıklarını ve bununda
sinemanın yapısına aykırı olduğu görüşündeyim.
Türkiye'de sinemanın başından beri tiyatro oyuncusu, eğitilmiş olduğu için, prim
yaptı, tercih edildi ta ki sinemaya direkt olarak gelen oyuncular karşımıza
çıktı hiç bir eğitim almamış olan ve doğal yeteneklerine ya da fiziklerine
güvenen. Tiyatro sanatçısı sinemada genelde iyi yönetilmezse abartmaya
meyillidir, bir kontrole muhtaçtır ancak sinemaya geçtiğinde, sinemanın
kurallarına alıştığında eğitimli olduğu için daha sağlam bir oyun verir. Bir
tiyatro sanatçısının abartmaması onu yöneten, yönetmek durumunda olan sinema
yönetmeninin elindedir. Ancak bir oyuncuyu yönetmek ona trafik çizmek anlamına
gelmez.
Batı sinemasında devletin sinemaya bakış açısı nedir ve Türkiye'de devletin bu
konuya yaklaşımı nasıl ?
Batı'da devlet kendi ulusal sinemasını korur, yasalaştırır, onu bir tanıtım ve
kültür aracı olarak kullanır. Türkiye'de ne yazık ki gelmiş geçmiş hükümetlerden
hiç biri ülke sineması ile gerçekten ilgilenmedi, adam yerine koymadı, gücü
üzerinde durmadı. Dolayısı ile Türk sinemasının yaşadığı ve onu bir ara çökmeye
iten krizler oldu.
Oyunbir sendikası ile tüm oyuncuların bir çatı altında toplanması konusunda ne
düşünüyorsunuz.
İyi olur derim, yeter ki bu kuruluş kendi üyeleri için gereken mücadeleyi
versin, gerekli hakları elde etsin. Yasalar olmadan hiç bir şey olmaz ama Türk
sineması yıllar yılı yasasız yaşamayı öylesine benimsedi ki...
Türk sineması neden batıya açılamıyor. (Yurtdışı festivallerinde bol ödüller
aldığımız doğru ama hala Yılmaz Güney dışında bir Dünya Starımız yok)
Sorun bir kalite sorunu değildir, bir tanıtım sorunudur ve Türkiye'de bir filmin
tanıtımı için harcanan miktarlar halen o filmi yurt dışında tanıtmaya yeterli
değildir. Evet, halen Batı'da Türk sineması denildiğinde ilk alınan yanıt Yılmaz
Güney oluyor, herhalde Kahpe Bizans ya da Hemşo olacak değildir.
Türk sinemasına emek veren Figuranların, Salon sahiplerinin, Sinema
yapımcılarının, Senaryo yazarlarının, Dağıtımcıların tarihi konusunda bir
çalışma düşünüyormusunuz.
Türk sineması bir hayli yazıldı ama yazılanlar yeterli değildir. Saydığınız
konulardan her biri için birer araştırma gerekiyor ve başka konular için. Ben
şimdilik türler üzerinde duruyorum, " Yeni İnsan Yeni Sinema " dergisinde Türk
sinemasının ekonomik tarihini yazıyorum ve " Türk sinemasında oyunculuk " adlı
bir araştırma için görsel ve basılı kaynak tarıyorum. İlerde ortak yapımları ve
Türkiye'de sinema devlet ilişkilerini incelemeyi düşünüyorum. Bu ve bu gibi
araştırmalara kanımca sinema akademisyenleri ve öğrencileri de katkıda
bulunmalı. İlginç tezler yazılıyor ancak bunları bir yazan bilir ve bir de bağlı
olduğu üniversite. Tabii bir de yazılanları yayınlayabilmek sorunu da var, her
yayın evi sinemaya pek açık görünmediğinden
GİOVANNİ SCOGNAMİLLO KİMDİR?
Araştırmacı yazar ve sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo 1929'da İstanbul'da
doğdu. 1948-1961 yıllarında başta İtalyan ve Fransız basını olmak üzere yabancı
basında, 1961'den sonra ise Türk basınında Akşam, Yön, Sinema 65, Ulusal sinema,
Yedinci sanat, ses, Hayat, Bravo, Video-Sinema, Beyaz Perde, TV'de 7 gün gibi
gazete ve dergilerde sinema yazarlığını sürdürdü. Türk sinemasında 6 yönetmen
adlı kitabının yanı sıra Agah Özgüç'le birlikte Türk sinemasında Kadın ve
Cinsiyet ve 1965 sinema yıllığı'nı hazırladı. Nijat Özön, Agah Özgüç, Yılmaz
Güney, Cüneyt Arkın, Halit Refiğ Türk sinemasının önemli şahsiyetleri ile yakın
arkadaşlıklar kurdu. Tarihçiliğinin yanında, korku edebiyatı ve gizemli konular
hakkında Türkiye'nin en önde gelen kalemlerindendir. En önemli eserim dediği
Türk Sinema Tarihini 10 senede hazırladı.
KİTAPLARI
Dünyamızın Gizli Sahipleri
Uzaydan Geldiler
Geleceğimizin Anahtarları
Batının İnanç Temelleri
Bir Levantenin Beyoğlu Anıları
Cadde-i Kebir'de Sinema
İstanbul Gizemleri
Beyoğlunda Fuhuş
Dehşetin Kapıları
Amerikan Sineması
Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler
Korkunun Sanatları
Yeşilçamdan Önce, Yeşilçamdan Sonra
Dünya Sinema Sanayisi
Türk Sinema Tarihi
Fantastik Türk Sineması
Bir Levantenin Beyoğlu Anıları