ERHAN IŞIK
ANKARA (TN)
52 YILLIK SANAT HAYATINDA SAYISIZ FİLMDE OYNAYAN MÜNİR ÖZKUL, BUGÜN YAŞLILARIN KORKULU RÜYASI ALZHEİMER HASTALIĞININ PENÇESİNDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR
Onları yaşarken gururlandırırız, avucumuz patlayıncaya kadar alkışlarız, ama bazen onların da birer insan olduğunu unuturuz. Sanki onlar, sadece bir film karesinden ibaret sanırız. Çoğumuz televizyonlarda defalarca izlediğimiz o güzel filmlerde oynayanların hayatta olup olmadığını bile bilmeyiz. Erol Taş’lar, Neriman Köksal’lar, Belgin Doruk’lar, Yadigar Ejder’ler. Kimisi bir parkta beş parasız ve aç bir şekilde, kimisi bir hastane köşesinde yalnız ve hüzünlü bir şekilde tıpkı bizler gibi hayata gözlerini yumuyorlar.
Yılların sanatçısı Münir Özkul....Bugün 76 yaşında ve yaşlıların korkulu rüyası Alzheimer hastalığının pençesinde. Hareket etme ve konuşma güçlüğü çekiyor. Bu zor günlerini kendinden 30 yaş küçük eşi Ümran hanımla atlatmaya çalışıyor.
Özkul, 52 yıllık sanat hayatı boyunca, Türk sineması ve Türk tiyatrosuna sayısını kendisinin bile hatırlayamadığı çalışmalar ile büyük katkıda bulunmuş, yüzlerce karaktere girmiştir. "Fakir Kızı Leyla" filminde evin kahyası olmuş,"Kezban " filmlerinde genç kızı, bir kuğu haline getirmiştir. "Gülşah" ın dedesi rolünde torununa yeni bir anne bulmak için elinden geleni yaptı. Ayşecikli filmlerde huysuz dede olmaktan kaçınmadı. Bastonuyla çocuk kovaladı. Hülya Koçyiğit ve Ekrem Bora' nın başrollerini paylaştığı "Seni Seviyorum" da mafya üyesi rolüne bile çıktı. "Gurbet" filminde , Zeki Müren’le birlikte balıkçıydı.. "Gece Kuşu Zehra" da ise usta bir hırsızdı. "Şoför Nebahat" filminde şarkılar söyleyen neşeli dolmuş kahyasıydı. Bir ara kovboyluğa bile soydu. "Gülen Gözler" "Bizim Aile" de fakir ama onurlu bir baba, Yaşar Usta oldu. "Mavi Boncuk" da dev bir kadroyla halkı güldürdü. Ve Nihayet Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eseri Hababam sınıfında Unutulmaz Kel Mahmut tiplemesi ile halkın gönlünde taht kurdu. Özkul sinemada her role girse’de hayatı boyunca kötü yürekli adam olmayı bir türlü beceremedi.
Özkul 15 Ağustos 1925 İstanbul Bakırköy’de hayata gözlerini açar. Bakırköy ilk ve ortaokulunu bitirdikten sonra, Pertevniyal, vefa ticaret ve İstanbul erkek liselerinde okur. Paşa torunu olarak doğduğu Bakırköy'de neşesi ve yardımseverliği ile tanınan ,sevilen bir sima olur. Bir süre İktisat Fakültesi'ne ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü'ne devam eder, fakat bitiremeden ayrılır. Onun gönlünde tiyatro aşkı vardır. Sahneye amatör olarak Bakırköy Halkevi'nde başlar. 1949'da Ses Tiyatrosu'nda "Aşk Köprüsü" oyunuyla profesyonel olur. Ertesi yıl asıl ününü kazandığı Küçük Sahneye girer. O yıllarda oynadığı , Haldun Taner’in "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" ile büyük başarı kazanır. Sinemaya 1950'de "Üçüncü Selimin Gözdesi" filmi ile başlayan sanatçı, ilk yıllar perdede "jön prömiye" ve "komik jön" olarak görünür ve giderek aranan bir karakter oyuncusu olur.1950'lerin siyah-beyaz filmlerinde sıkça görülür. Bir ara sinema oyuncusu Suna Selen ile evlense de bu evliliği uzun sürmez ve boşanır. Aynı anda hem sinema hem de tiyatro eserlerinde boy gösterir. 1951 yılında Küçük Sahne' ye geçer. 1958 yılında Küçük Sahne' nin kapanması üzerine diğer tiyatrolarda oyunculuk yaşamını sürdürür. 1960 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'na girer. Bir ara kendi adına kurduğu özel tiyatroda beğenilen oyunlar sergiler.60’lı yıllarda yeşilçam'da artış gösteren komedi filmlerinde de oynayan Özkul, “Yedi Kocalı Hürmüz”, “Beş Milyon Borç Verir misin?”,”Yumurcak” gibi filmlerde önemli kompozisyonlar çizer. 1968 yılında Arena Tiyatrosu'nda "Kanlı Nigar" adlı oyundaki rolüyle İlhan İskender ödülünü kazanır. Bu ödül ona Dümbüllü'nün kavuğunun verilmesine de yol açar.1975'de çekilen ve çok beğenilince seriye dönüşen Hababam sınıfı filmlerinde, müdür muavini Kel Mahmut tiplemesi ile çok popüler olur. Rahmetli Adile Naşit ile uzun yıllar boyunca unutulmaz bir ikili oluşturur.
BİR DEVİN ÇÖKÜŞÜ
80’li yıllardan sonra yeşilçam sinemasının çökmesi ile bir süre inzivaya çekilir. Sonraki yıllarda müzikallerde, video filmlerinde, televizyon reklamlarında ve dizilerinde boy gösterir.Özellikle "İbişin Rüyası" adlı tv dizisi ile de halkın gözdesi olur. 1998’de kendisine geçte olsa devlet sanatçısı ünvanı verilir. Özkul bugün, eşi ile beraber kameralardan, objektiflerden uzak sessiz sedasız bir yaşam sürüyor. Hasta olan eşiyle gerektiği zaman bir çocuk gibi uğraşan Ümran hanım vefanın en iyi örneğini gösteriyor ve sanatçıyı bu zor günlerinde hiç yalnız bırakmıyor.
Demans ya da halk arasındaki söylenişiyle bunama, günlük yaşam işlevlerinin sürdürülmesini engelleyen ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Bellek kaybı, günlük yaşamın gereksinmeleriyle başa çıkabilme yeteneğinde azalma, algılamada, toplumsal davranışların düzenlenmesinde ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma sık karşılaşılan belirtilerdir.
1968 Kanlı Nigar oyunu ile İlhan İskender Ödülü
1972 9. Antalya film festivalinde en iyi erkek karakter oyuncu.
1999 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü
1950 Üçüncü Selimin gözdesi
1953 Edi ile Büdü
1961 Yumurcak
1970 Dikkat Kan Aranıyor
1971 Senede Bir Gün
1974 Mavi Boncuk
1975 Hababam Sınıfı
1978 Neşeli Günler
1978 Gülen Gözler
1980 Banker Bilo