FİLM AFİŞLERİNE HAYAT VERENLER

AA- Tarsus’taki baba ocağında, 20 yılını verdiği Yeşilçam filmleri için yaptığı 250 afişin yer aldığı sergi açan, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılarak kent yaşamına renk katmaya çalışan ressam Mehmet Bal (80), paranın “her şey” olmadığını yılların tecrübesi ile öğrendiğini söyledi.

Meslek yaşamına 1947 yılında, Tarsus’ta film afişi yaparak başlad ığını, teklif gelince de İstanbul’a yerleştiğini belirten Mehmet Bal, “Yeşilçam’da 20 yıl boyunca 250 afiş yaptım. Çocuklarımmış gibi afişlerimin üzerlerine titriyorum. Bu afişler için fırça sallarken yaşadığım anılar daha dün gibi hafızamda” dedi.
Afişlerini, kendi adına açtığı galeride sanatseverlerin beğenisine sunan ve ziyaret edenlere nostalji yaşatan Mehmet Bal, şöyle devam etti: “Afiş yapmaya başladığım yıllarda Türkiye’de televizyonun henüz izlenemiyordu, buna karşın Yeşilçam zirvedeydi. Uzun yıllar da öyle kaldı. Zira TRT 1960′larda, gün içindeki sınırlı saatlerde yayım yapabiliyordu. Bugün, belli başlı filmlerin dışında, sinema çok revaçta değilse bunun en büyük etkeni televizyondur. Ama bizim zamanımızda sinema tek eğlenceydi. Her filmin vizyona girişi heyecanla beklenirdi.

İlk ticari amaçlı film afişimi, 1953 yılında başrolü nü Ahmet Mekin’in oynadığı ‘Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman’ filmi için çizdim. Bu tarihten itibaren de İstanbul’a film afişi yapmaya başladım. Afişlere mutlaka ‘M. Bal Tarsus’ yazdım. Bu sayede memleketimin de reklamını yaptım. 1963′te afişlerim zirve yaptı. Öylesine resmediyordum ki halk afişini gördüğü filmi izlemek için sabırsızlanıyordu. Ama, bazen de afişi beğenip filmi izleyenlerin hayal kırıklığı yaşayıp salondan çıktıkları da oluyordu.
İstanbul’da Fitaş Film şirketinin bünyesinde 20 yıl aralıksız çalışıp, afiş çizdim. Bazen ilginç olaylar yaşıyorduk. Örneğin ‘Köprü’ filminde böyle bir olay yaşandı. Sal üzerinde bir dövüş sahnesi ben afişi çizdikten sonra filme eklendi. Kimi zaman da yapımcı önce bana afiş çizdiriyor ve benim yaptığım çizime göre film çekiliyordu. ‘Cemo’ filminin afişi bu konu için en güzel örnektir.”
Bal, bazen afişlerde filmin başrolünde oynayanların hangisinin baş tarafa yazılacağı konusunda sıkıntı oluştuğunu belirterek, “Örneğin ‘Zeyno’ filminde başrol oyuncuları Yılmaz Güney ile Hülya Koçyiğit idi. Hangisinin ismi başa yazılacaktı? Bu soruna da farklı bir çözüm bulundu. Filmin Karadeniz Bölgesindeki gösteriminde Hülya Koçyiğit’in adı, Güney Anadolu gösteriminde ise Yılmaz Güney’in adı başa yazılmıştı” dedi.
Bir dönem aksiyon filmlerinin ön plana çıktığını hatırlatan Bal, buna uygun çalışmalar gerçekleştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti: “Aksiyonu ilgi çekici afişler seyirciyi sinemaya çekiyordu. Ancak, bazen seyirci film sonrasında sinemadan çıkarken büyük hayal kırıklığına uğruyor ve sözlerle tepkisini ortaya koyuyordu. Bazen de afişteki kostümler ile filmlerdekiler uyumsuz oluyordu. Bunlar, seyirciyi sinemaya çekmek için yapılmış abartılardı.”
Bal, bu mesleğin cefasını çektiğini ancak, sefasını sürmediğini, birçok filmin afişinden para bile almadığını, ancak, duyduğu manevi hazzın tarif edilemez olduğunu belirterek, “Memleketim Tarsus’a birbirinden güzel anılarım ve ömür boyu saklayacağım 250 afişimle döndüm” diye konuştu.
Mehmet Bal, afişlerinin yer aldığı sergiyi eylül ayında Antalya Altın Portakal Film Festivalinde de sanatseverlere sunacağını sözlerine ekledi.